MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 08.02.2011 gününde verilen dilekçe ile yol olduğunun tespiti ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; tespit isteminin kabulüne, tescil isteminin reddine dair verilen 11.12.2012 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, kadastro tespiti sırasında su arkı olarak tespit edilen taşınmazın yol olduğunu ileri sürerek, su arkının yol olarak tespit ve tescilini istemiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 14.12.2011 tarihli bilirkişi rapor ve krokisinde (A) harfi ile işaretli olan ve kadastro tespiti sırasında su arkı olarak tespit edilen taşınmazın yol olarak kullanıldığının tespitine ve terkinine, tescil isteminin reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
3402 sayılı Kadastro Kanununun 16/B maddesi hükmü uyarınca yol, meydan, köprü gibi orta malları tapuya bağlanmaz, haritasında gösterilmekle yetinilir. Mahkemece, çekişmeli yerin kadim yol olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve soruşturma hüküm kurmaya yeterli değildir.
Çekişmeli yerin yol olup olmadığının saptanabilmesi için öncelikle dava konusu taşınmazı çevreleyen tüm taşınmazların kadastro tutanak ve dayanakları ile dava konusu taşınmazın bulunduğu yeri gösterir kadastro tarihinden önce çekilmiş hava fotoğrafları getirtilmeli, usulünce seçilecek mahalli bilirkişi ve fen bilirkişileri aracılığı ile mahallinde yeniden keşif yapılarak çevre taşınmazların dayanak kayıtları mahalli bilirkişilerden sorulmak suretiyle uygulanmalı, bu kayıtların dava konusu yeri ne olarak okuduğu belirlenmeli, ayrıca hava fotoğrafları zemine uygulanarak çekişmeli yerin evveliyatının yol olup olmadığı kesin olarak saptanmalı, teknik bilirkişilerden bu hususta denetime elverişle rapor alınmalı, böylelikle hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
Açıklanan bu hususlar üzerinde durulmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Temyiz itirazlarının yukarıda açıklanan nedenlerle kabulü ile kararın BOZULMASINA, 29.11.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy