MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 21.10.2009 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 18.06.2013 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı Hazine, davalılar adına tespit ve tescil edilen 351 ada 25 parsel sayılı taşınmazın zilyetlikle kazanılamayacak mera niteliğinde bulunduğunu ileri sürerek tapu kaydının iptali ile mera olarak özel siciline yazılmasını istemiştir.
Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, dava reddedilmiş, hükmün davacı Hazine vekili tarafından temyizi üzerine karar Dairemizin 10.05.2012 tarihli bozma ilamı ile; “…Mahkemece, komşu köyden yöreyi iyi bilen mahalli bilirkişiler ve tanıklar keşifte dinlenilmeden, kadimlik araştırılması yapılmadan, dava konusu taşınmazın komşu parseli olan 351 ada 24 parsele ilişkin kadastro mahkemesinin 2006/400 E sayılı dosyası getirtilmeden, davalıların murisine ait 1937 tarih 209 ve 210 tahrir numaralı vergi kaydı ile davalıların dayandığı cilt 22, sayfa 117, 1964 tarihli tapu kaydının revizyonu sonucu oluşan 151 ada 5 parsel sayılı taşınmaza ait kadastro tutanağı uygulanmadan karar verilmesi doğru olmamıştır...” gerekçesiyle bozulmuştur.
Mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verilerek mahallinde keşif yapılmış, bir kısım araştırmalar ile yine davanın reddine karar verilmiş, hükmü, davacı vekili temyiz etmiştir.
Somut olayda; mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verildiği halde, bozma gereği tam olarak yerine getirilmemiştir. Dava konusu taşınmaza komşu 351 ada 24 sayılı parsele ilişkin kadastro mahkemesinin 2006/400 E. sayılı dosyası getirtilerek davalıların dayandığı Cilt 22, Sayfa 117, 1964 tarihli tapu kaydının revizyonu sonucu oluşan 151 ada 5 parsel sayılı taşınmaza ait kadastro tutanağı mahallinde dava konusu taşınmaza uygulanarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Temyiz itirazlarının yukarıda açıklanan nedenlerle kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 26.11.2013 tarihinde oy birliği ile karar verildi.