MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVALILAR : Belediye Başkanlığı vd.
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 30.09.2011 gününde verilen dilekçe ile ortaklığın giderilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 07.01.2013 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ... kayyımı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, ortaklığın giderilmesi istemine ilişkindir.
Davalı ... vekili ile davalı ... kayyımı, sadece arsa üzerinde mülkiyet haklarının olduğunu beyan etmişlerdir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, davalı ... kayyımı temyiz edilmiştir.
1-Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve davalı ... kayyımının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Paydaşlığın satış yoluyla giderilmesi halinde dava konusu taşınmaz üzerinde bina, ağaç vs gibi bütünleyici parça varsa bunların arzla birlikte satılması gerekir. Ancak muhtesatın bir kısım paydaşlara ait olduğu konusunda tapuda şerh varsa veya bu hususta bütün paydaşlar ittifak ediyorlarsa ve muhdesat arzın değerinde bir artış meydana getiriyorsa bu artışın belirlenmesi için dava tarihi itibariyle arzın ve muhdesatın değerleri ayrı ayrı tespit edilir. Belirlenen bu değerler toplanarak taşınmazın tüm değeri bulunur. Bulunan bu değerin ne kadarının arza ne kadarının muhdesata isabet ettiği oran kurulmak suretiyle belirlenir. Satış sonunda elde edilecek bedelin bölüştürülmesi de bu oranlar esas alınarak yapılır. Muhdesata isabet eden kısım muhdesat sahibi paydaşa, geri kalan bedel ise payları oranında paydaşlara dağıtılır.
Bütünleyici parçanın arzın paydaşlarına değil de üçüncü şahsa ait olduğunun anlaşılması halinde bu kimseyi muhdesat sahibi olarak davaya dahil etme ve ona satış bedelinden pay vermek mümkün değildir.
Somut olaya gelince; dava, 1270 ada 17 no'lu parselin satış suretiyle ortaklığın giderilmesi istemine ilişkindir. Davaya konu taşınmaz üzerinde, keşiften sonra düzenlenen raporlar ve krokiden davacıya ait muhdesat olduğu anlaşılmaktadır. Dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatın taşınmazda meydana getirdiği değer artışı tespit edilerek, satış bedelinden bu değer artışı oranında muhdesat sahibine pay verilmesi gerekirken bu husus gözardı edilerek oran kurulmadan karar verilmesi doğru değildir.
3- 492 Sayılı Harçlar Kanunu ve eki Tarifenin karar ve ilam harcına ilişkin hükmü uyarınca karar tarihi itibariyle gayrimenkulün satış bedeli üzerinden alınacak harcın binde 11,38 olması gerekirken hüküm sonucunda binde 9,9 olarak gösterilmesi de doğru olmamıştır.
4-Paydaş Şerife malmemuru kayyım tarafından temsil edilmiş olup, kayyım vekille temsil edilmediği halde Hazine lehine vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiştir.
5-Paydaş Şerife kayyımı yargılama giderinden pay oranında sorumludur. Yargılama giderinden sorumlu tutulmayacak şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
6-Davada, kayıt maliki paydaş Şerife kayyımla temsil edilmiş olup, Hazine davada taraf değildir. Hüküm sonucunda, bir kısım bentlerde “Hazine” tarafmış gibi lehine hüküm kurulması da doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle Kayyım'ın diğer temyiz itirazların reddine, (2), (3), (4), (5), (6) numaralı bent uyarınca davalı ... kayyımının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 29.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy