MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 15.07.2008 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 23.11.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, hatalı yüzölçümünden kaynaklanan tapu iptali ve tescil olmadığı takdirde TMK'nın 724. maddesi uyarınca bedeli karşılığında tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Davalılar, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, hak düşürücü süre yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Davacılar vekili, kadastro çalışmalarında 140 sayılı parselin 77 metrekare olarak 1/2 payının davalıların murisi... adına tespit gördüğünü, kadastro komisyonuna müvekkillerinin murisi ...'ın itirazı üzerine taşınmazın yüz ölçümünün 1440 metrekare olarak düzeltilip... Adına olan 1/2 payın da iptal edilerek ... adına tespitine karar verildiğini bundan sonra müvekkillerinin murisi ... ve davalıların murisi...'ın Silivri Kadastro Mahkemesine açtıkları 1994/25 esas 1994/50 karar sayılı dosyasında 140 sayılı parselin diğer 1/2 payının da müvekkillerinin murisi ... adına tespit ve tesciline karar verilmesine rağmen taşınmazın tapu kaydında halen 77 metrekare olarak görüldüğünü bu sebeple 139 sayılı parselin tapu kaydının iptali ile 1363 metrekarelik kısmının 140 sayılı parsele eklenmesini, bu mümkün olmadığı takdirde TMK'nın 724. maddesi gereğince temliken tescil isteğinde bulunmuştur.
Kadastro Kanununun 10/1-2. maddesi hükmü uyarınca “Komisyon kendisine intikal eden işlerle itirazlı tutanakları, intikal tarihinden itibaren en geç bir ay içinde veya gerekçe gösterilmek suretiyle kadastro ekibinin çalışma alanındaki faaliyetleri sona erinceye kadar incelemek zorundadır.
Bu incelemeler sonucunda eski tutanağın yerine kaim olmak üzere hak sahibini belirleyici yeni bir tutanak düzenlenir. Gerektiğinde bilirkişilerin ve muhtarın bilgilerinden yararlanılabilir.” Davacıların kadastro komisyonuna yaptıkları itirazları sonucu 140 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümü 1440 metrekare olarak belirlenmiş bu tutanak anılan kanun hükmü gereğince tespit tutanağının yerine geçmiştir.
3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/3. maddesi hükmü uyarınca “Bu tutanaklarda belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz olunamaz ve dava açılamaz.” Kadastro Kanununun bu maddesinde öngörülen kısıtlayıcı süre kadastrodan önceki nedenlere dayanarak açılacak davalar yönünden kabul edilmiştir. Kadastrodan sonra oluşan nedenlere dayanılarak açılacak davalar, belirtilen maddenin kapsamında yer almaz.
Kadastro mahkemesinin 1994/25 esas 1994/50 karar sayılı ilamı ile 140 parsel sayılı taşınmazda diğer 1/2 payın da davacıların murisi ... adına tespit ve tesciline karar verilmiş hüküm kesinleşmiştir. Hal böyle olunca hatalı tescil işleminin kadastrodan önceki nedene dayandığı ve hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemeyeceğinden mahkemece işin esasına girilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği halde yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer hususların incelenmesine yer olmadığına, peşin yatırılan harcın istek halinde iadesine, 09.07.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy