(4721 S. K. m. 683, 730, 737, 750, 751, 761) (818 S. K. m. 56, 58)
Dava: Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 18.3.2010 gününde verilen dilekçeyle maddi manevi tazminat istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda, davanın kısmen kabulüne dair verilen 23.1.2013 tarihli hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar ve davalılardan bir kısmının vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar, komşuluk hukukuna aykırı davranışlar sonucu oluşan zarar sebebiyle maddi ve manevi tazminat istemlerinde bulunmuşlardır. Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, dava kısmen kabul edilerek, maddi tazminat isteminin tamamıyla manevi tazminat isteminin 12.000,00 TL'lik kısmının davalılardan tahsiline karar verilmiştir. Hükmü, taraflar temyiz etmişlerdir.
1-) Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya içeriğine göre davacılar vekillerinin tüm, davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2-) T.M.K.nın 683. maddesindeki, Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir hükmüyle mülkiyet hakkının kanunla toplum yararına kısıtlanabileceği temel ilke olarak kabul edilmiştir. Aynı maddenin 2. fıkrasında, mülkiyet hakkının nasıl korunacağı hükme bağlanmış, 730 ve 737. maddeleriyle de taşınmaz malikinin başkalarına zarar vermesinin önlenmesi hedeflenmiştir.
Yapma, kaçınma, katlanma olarak özetlenebilecek bu sınırlamaların önemli bir bölümü T.M.K.nın komşu hakkı başlığı altında, 737 ile 750. maddelerinde düzenlenmiş, 751 ile 761. maddelerinde de yine malikin yapması ve katlanması gereken hususlar belirtilmiştir.
Mülkiyet hakkının taşkın kullanılmasında cismani zarar söz konusu ise 818 Sayılı B.K.nun 56. maddesi, kişilik haklarının zedelenmesi durumunda ise B.K.nun 58. maddesi uyarınca manevi tazminata hükmedilebilir.
Bu ilkeler ışığında somut olaya gelince: davacının yukarda belirtildiği şekilde manevi tazminatı gerektirecek bir zarara uğradığı ispat edilemediğinden manevi tazminat isteminin reddine karar verilmesi gerekirken bu istemin de kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, bu sebeple hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan sebeplerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 numaralı bent uyarınca hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istenmesi halinde davalı tarafa iadesine, 20.06.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy