MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 29.09.2006 gününde verilen dilekçe ile suya elatmanın önlenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 17.05.2012 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, kadimden beri Nakagor mevkindeki taşınmazlarını nöbet usulü ile dava konusu su ile suladıklarını, davalının ... mevkindeki taşınmazını da sulamak için köy ihtiyar heyetinden karar alarak dava konusu suya ilave boru takmak suretiyle müdahalede bulunduğunu belirterek suya elatmanın önlenmesini istemiştir.
Davalı ..., dava konusu suda kendisinin de kadim kullama hakkının olduğunu su nöbeti ve saatine göre taşınmazını suladığını belirterek davanın reddini savunmuş,davalı Şehitlik Köyü ise savunmada bulunmamıştır.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı vekili temyiz etmiştir.
Türk Medeni Kanununun 756. maddesine göre; kaynaklar, arazinin bütünleyici parçası olup, bunların mülkiyetinin ancak kaynadıkları arazinin mülkiyeti ile birlikte kazanılabileceği belirtilmiştir.
Gerçek kaynağın suyu bir akiferden gelir. Su çıkışı bir noktadan veya bir alandan olabilir. Bu alana kaynak alanı denir. Kaynak, yeraltı suyunun doğal olarak yeryüzüne çıkması halidir.
Kaynak suyu kendiliğinden kaynadığı arazinin hudutlarını aşacak debide ise ya da malikinin ihtiyaçlarını karşıladıktan sonra fazlası varsa genel su kabul edilir ve komşular yararlanabilir.
Uygulamada kaynak; “yeraltı suyunun üst düzeyinin yer yüzeyini kestiği yer” olarak tanımlanmaktadır. Yeraltı suyu doğal yoldan yeryüzüne çıkmamış, drenaj vs. yollarla çıkarılmış ise, kaynak olarak değil, drenaj veya kuyu vs. isimlerle anılır. Bu şekilde insan eliyle çıkarılan sular, yeraltı suyu olarak kabul edilir.
Yeraltı suları, kamu yararına ait sulardandır. Arza malik olmak, onun altındaki yeraltı sularına da malik olmak sonucunu doğurmaz (TMK.md.756/3).
Arazisinde faydalı ihtiyaçları için yeter miktarda su bulunmayan veya bu suyu elde etmesi fahiş masrafı icabettiren bir kimsenin, komşu arazideki yeraltı suyundan istifade şartları 20. maddede sözü geçen tüzükte belirtilir (167 Sayılı Yeraltı Suları Kanunu 1-6. madde).
Somut olayda; mahkemece, mahallinde 10.10.2007 ve 26.10.2011 tarihlerinde iki kez keşif yapılmış ancak her iki keşifte de jeoloji bilirkişisi bulundurulmamış dava konusu suyun debisi jeoloji bilirkişi marifetiyle ölçülmemiştir. Dosya içerisindeki 24.10.2007 tarihli ziraat bilirkişi raporunda ise davalının 40'lık pvc boru ile götürdüğü sulama suyunun 0,75lt/sn, davacıya 150'lik boruyla giden suyun ise vana kapalı iken 1.43lt/sn olduğu, davalıya ait 245 parsel sayılı taşınmazın su ihtiyacının 0,22lt/sn olduğu, davalının 0,53lt/sn miktarında ihtiyacından fazla su götürdüğü tespit edilmiş, davalının 4 no'lu su maslağından 40'lık pvc boru yerine 20'lik pvc boru ile su götürülmesinin uygun olacağı belirtilmiştir.
Bu durumda mahkemece, suların en az olduğu dönemde uzman bilirkişi kurulu (jeolog, ziraat ve fen) marifetiyle keşif yapılmalı, dava konusu suyun debisi ölçülmeli,tarafların dava konusu suya olan ihtiyaçları belirlenmeli, davalının 245 parsel sayılı taşınmazının sulama ihtiyacını başka yollarla giderme imkanının olup olmadığı, davalının 245 parsel sayılı taşınmazına 40'lık pvc boru ile su götürmesi nedeniyle davacının zararı olup olmadığı araştırılmalı, ayrıca ziraat bilirkişi raporunda beliritlidiği üzere davalıya ait 40'lık pvc borusunun 20'lik pvc borusu ile değiştirilmesi durumunda davacının ihtiyacının giderilip giderilmeyeceği hususunda gerekirse uyuşmazlığı çözecek nitelikte su düzeneği kurulmasına ilişkin jeoloji bilirkişisinden rapor alınarak sonucuna göre karar verilmelidir.
Değinilen hususlar gözetilmeksizin eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 03.10.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy