MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 13.12.2007 gününde verilen dilekçe ile satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil kabul edilmediği takdirde, tazminat ve cezai şart istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın tapu iptali ve tescile yönelik kısmı yönünden yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, alacak talebinin kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair verilen 08.03.2013 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil, mümkün olmadığı takdirde rayiç değere ilişkin fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere 15.000,00 TL tazminat ve 3.000,00 TL cezai şartın tahsili isteğine ilişkindir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, tapu iptali ve tescil isteminin reddine, alacak isteminin kısmen kabulü ile 3.000,00 TL cezai şart ile 4.908,35 TL tazminatın yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dairemizin 20.09.2012 tarihli 2012/9141 Esas 2012/10685 Karar sayılı bozma ilamıyla 676 parsel sayılı taşınmaza ilişkin tescil isteminin reddi kararı, hisse vaat borçlusunun murisi adına kayıtlı bulunduğundan satış vaadi sözleşmesinin ifa olanağının bulunmaması nedeniyle gerekçe düzeltilerek tescil isteğine ilişkin temyiz itirazlarının reddine, satış bedelinin iadesi talep edildiğinden artık cezanın ifası istenemeyeceğinden ceza miktarına ilişkin talebin reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmişt
Mahkemece bozma ilamına uyularak, tapu iptali ve tescile ilişkin davanın reddi kararı Yargıtay incelemesinden geçerek temyiz talebinin reddine karar verildiğinden yeniden hüküm tesisine yer olmadığına, 11.622,71 TL tazminatın dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya içeriğine göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2-Yukarıda açıklandığı üzere mahkemece kurulan ilk hükümde davacının tapu iptali ve tescil isteğinin reddine, satış vaadi sözleşmesi gereğince ödenen bedel güncellenerek 4.908,35 TL tazminat ve 3.000,00 TL cezai şartın davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Bu karara yönelik olarak davalı tarafça temyiz isteminde bulunulmuş, Dairemizin 20.09.2012 tarihli ilamı ile cezanın ifası istenemeyeceği gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiş, davacı taraf temyize gelmediğinden taşınmazın rayiç değeri üzerinden tazminata hükmedilmesi gerektiği halde güncellenen sözleşme bedelinin hüküm altına alınması hususu eleştirilmekle yetinilmiştir.
Burada öncelikle usuli kazanılmış hak kavramı üzerinde durulması gerekecektir. Bu kavram usul yasasında düzenlenmemiş olmakla birlikte Yargıtay İçtihatlarıyla kabul edilmiş ve geliştirilmiştir. Özellikle 09.05.1960 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararında “bir mahkemenin Yargıtay dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince karar verme mükellefiyeti meydana gelir ve bu itibarla mahkemenin sonraki hükmünün bozmada gösterilen esaslara aykırı bulunmaması gerekir” kuralı benimsenmiştir. Bunun gibi bozulan kararın bozma sebepleri kapsamı dışında kalmış olan konuları artık kesinleşmiş sayılır ve kesinleşmiş olan kısımlar lehine olan taraf için usuli kazanılmış hak doğar.
Usuli kazanılmış hakka ilişkin bu açıklamalardan sonra somut olaya gelince; davacı yararına bozmadan önce 4.908,35 TL miktarında tazminata karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı taraf temyiz talebinde bulunmamış, davalı hükmü temyiz etmiştir. Başka bir deyişle Dairemizin 20.09.2012 tarihli ilamıyla davalı lehine usuli kazanılmış hak oluşmuştur. Mahkemece bozma ilamına uyularak cezai şarta ilişkin talebin reddine karar verilmiş ise de ilk karardaki sözleşme bedelinin güncellenerek davalıya ödenmesi hususunda davalı yararına usuli kazanılmış hak oluştuğu gözetilmeksizin 20.09.2012 tarihli bozma ilamında davacı temyizi olmadığından bozma nedeni yapılmayan, "kabule göre" kısmında taşınmazın rayiç değeri üzerinden tazminata karar
verilmesi gerektiği yönünde eleştiri mahiyetindeki husus esas alınarak dava tarihi itibari ile hisselerin rayiç değerine ilişkin 11.622,71 TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesi doğru görülmemiş, bu sebeple hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bent uyarınca temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 08.07.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy