MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 23.01.2012 gününde verilen dilekçe ile önalım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın kabulüne dair verilen 19.02.2013 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili ile duruşmasız temyizi davacı vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 05.11.2013 günü için yapılan tebligat üzerine taraflardan gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, önalım hakkına dayalı olarak dava konusu 2648 parselde 163/800 payın tapu kaydının iptali ile davacı adına tescili istemine ilişkindir.
Davalı davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya içeriğine göre davalının tüm, davacının ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2-Davacı dava dilekçesinde dava konusu payın ilişkin bulunduğu 2648 parselin paydaşlarından olup, taşınmazın diğer paydaşlarından ...’ın payını 15.06.2011 tarihinde 110.000 TL bedelle davalıya sattığını, satış bedelinin önalım hakkının kullanılmasını engellemek için muvazaalı şekilde yüksek gösterildiğini, gerçek satış bedelinin 50.000 TL olduğunu, bu bedel üzerinden önalım hakkını kullanmak istediğini belirterek dava harcını 50.000 TL üzerinden yatırmıştır. Mahkemece, bedelde muvazaa iddiası kanıtlanamadığından davacıya tapudaki değer olan 110.000 TL üzerinden önalım bedeli depo ettirilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davacı bedelde muvazaa iddiasını kanıtlayamadığına göre davalı yararına muvazaa iddiasının kanıtlanamayan bölümü olan 60.000 TL üzerinden karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 6.850 TL nispi vekalet ücretine, davacı yararına ise dava dilekçesinde gösterdiği 50.000 TL üzerinden 5.750 TL nispi vekalet ücretine takdir edilmesi gerekirken, davalı yararına 7.004 TL, davacı yararına da 2.750 TL nispi vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır. Bu yön bozma nedeni ise de, yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün HUMK’nın 438/VII maddesi gereğince hükmün düzeltilerek onanması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte yazılı nedenlerle davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin ise diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte yazılı nedenle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hüküm fıkrasının altıncı bendindeki “2.750 TL” ibaresinin hükümden çıkarılarak yerine “5.750 TL” ibaresinin, hüküm fıkrasının yedinci bendindeki “7.004 TL” ibaresinin de hükümden çıkarılarak yerine “6.850 TL” ibaresinin yazılmasına, hükmün DÜZELTİLMİŞ bu şekli ile ONANMASINA, davacı tarafından peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde iadesine, 05.11.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.