MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 17.04.2012 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil, ipoteğin kaldırılması ve ikinci kademede tazminat istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın usulden reddine dair verilen 19.02.2013 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar vekili, dava konusu taşınmazların kök tapu kaydı üzerine hileli olarak konulan ipoteğin kaldırılmasını, bu ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile satışı yapılan 6508 ada 3 parsel, 6513 ada 2 parsel ve 6508 ada 3 sayılı parsellerin tapu kaydının iptali ile murisleri adına tescilini bu mümkün olmadığı takdirde tazminata hükmedilmesini istemiştir.
Davalılar, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Elbirliği halinde mülkiyet hükümlerine tabi bulunan bir terekede, terekeye ilişkin tüm tasarruf işlemlerinin, MK'nın 640. maddeleri gereği tüm mirasçılar tarafından birlikte yapılması gerekir. Şüphesiz, dava da bir tasarrufî işlemdir. Bu nedenle tüm mirasçılar tarafından dava açılması gerekir. Ancak bir mirasçı özellikle acele hallerde; miras şirketinin menfaatini korumak için, bütün mirasçılar adına, yalnız başına dava açarsa, mirasçı kendi açtığı böyle bir davayı yalnız başına yürütemez. Davayı bütün mirasçıların birlikte yürütmesi gerekir. Bu halde, mahkeme bir mirasçının açtığı davayı hemen reddedemez, diğer mirasçıların davaya katılımlarının sağlanması, muvafakatinin alınması veya terekeye temsilci tayin ettirilmesi için davacıya uygun süre vermelidir.
Her ne kadar davacılar aynı konuda daha önce ... 5.Asliye Hukuk Mahkemesinde 2004/471 esas sayısı ile dava açmışlar ve açılan bu dosyada terekeye temsilci atanmış ise de terekeye temsilci atanmasına ilişkin ... 4. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2007/1699 esas 2008/140 karar sayılı ilamında tereke temsilcisinin 2004/471 esas sayılı dava dosyasında terekeyi temsil etmek üzere atandığı ve bu dosya hakkında da davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır. Yani, daha önce başkaca davada terekeyi temsil etmek üzere atanmış temsilcinin eldeki dava yönünden de temsil yetkisinin bulunduğundan söz edilemez. Bu sebeple davacılara yukarıda açıklanan şekilde diğer mirasçıların davaya katılımlarının sağlanması, muvafakatinin alınması veya terekeye temsilci tayin ettirilmesi için uygun süre verilmesi gerektiği halde, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatıranlara iadesine, 09.07.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy