MAHKEMESİ:Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 04.06.2012 gününde verilen dilekçe ile ortaklığın giderilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 22.03.2013 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ... tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, ortaklığın giderilmesi istemine ilişkindir.
Davalılar dava konusu 208 parselin aynen taksimi suretiyle paydaşlığın giderilmesini istemişlerdir.
Mahkemece, davanın kabulü ile dava konusu taşınmazda ortaklığın satış suretiyle giderilmesine karar verilmiştir.
Hükmü davalı ... temyiz etmiştir.
Paydaşlığın (ortaklığın) giderilmesi davaları iki taraflı ve taraflar için benzer sonuçlar doğuran davalardır. Bu davalarda davalı da davacı gibi aynı haklara sahiptir. Bu nedenle davacının satış suretiyle paylaşma istemesi davalıların aynen paylaşma istemesine engel teşkil etmez.
Paydaşlığın (ortaklığın) giderilmesi davalarında mahkemece malın aynen bölünerek paylaştırılmasına karar verilebilmesi için taşınmazın yüzölçümü, niteliği, pay ve paydaş sayısı ile imar mevzuatına göre aynen bölüşmenin mümkün olup olmadığının araştırılması gerekir. Taşınmazın önemli ölçüde bir değer kaybına uğraması söz konusu ise aynen bölünerek paylaştırılmasına karar verilemez. Keza paydaşlar rıza göstermedikleri takdirde taşınmazın bir bölümü paylı bırakılamaz.
Aynen bölünerek paylaştırmanın (taksimin) mümkün olması durumunda bölünen parçaların değerlerinin birbirine denk düşmemesi halinde eksik değerdeki parçaya para (ivaz) eklenerek denkleştirme sağlanır. Davada paydaşlar arasında anlaşma olmadıkça hakim kendiliğinden bazı taşınmazların bir kısım paydaşlara, kalanın diğer paydaşlara verilmesi şeklinde aynen bölünerek paylaştırmaya karar veremez.
Aynen bölünerek paylaştırma (taksim) halinde teknik bilirkişiye ifraz (taksim) projesi düzenlettirilerek bu projeye göre taşınmaz belediye veya mücavir alan hudutları içerisinde ise belediye encümeninden karar alınmak suretiyle belediyeden, belediye dışında ise il idare kurulundan İmar Yasası ve Yönetmeliğine göre bölüşmenin (taksimin) mümkün olup olmadığı sorulur. İfraz projesinde kimlere nerelerin verileceği konusunda paydaşlar anlaşamazlar ise hakim huzurunda kura çekilerek belirlenir.
Onay makamından olumsuz cevap gelmesi halinde paydaşlığın (ortaklığın) satış suretiyle giderilmesine karar verilmesi gerekir.
Somut olayda; ilk yapılan keşif sonucu alınan 28.11.2012 tarihli fen bilirkişi raporunda sunulan taksim projesine göre taşınmazın aynen taksiminin mümkün olduğu belirtilmiş ancak ifraz (taksim) projesi onay makamına gönderilerek İmar Yasası ve Yönetmeliğine göre taşınmazın taksiminin mümkün olup olmadığı sorulmamıştır. Davacının, taşınmazının kuzey sınırında yol olmadığı itirazı üzerine yeniden yapılan keşif sonucu alınan 11.03.2013 tarihli fen bilirkişi raporunda taşınmazın kuzey sınırında yol olmayıp, DSİ’ye ait kanal olduğu ve taşınmazın yola cephesi olmadığından taksiminin mümkün olmadığı belirtilmiştir.
Bu durumda mahkemece öncelikle bu iki rapor arasındaki çelişkiyi gidermek üzere mahallinde keşif yapılmalı, paftasında taşınmazın kuzey sınırında yol olup olmadığının tespit edilmesi gerekir. Paftasında yol olmaması halinde taraflardan taşınmazdan bir kısmının yola terkinine rızalarının bulunup bulunmadığı sorulmalı, bu hususların araştırılmasından sonra taşınmazın aynen taksiminin mümkün olup olmadığı değerlendirilerek sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, eksik araştırmaya dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı ...’ın temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 02.07.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy