MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 01.06.2004 gününde verilen dilekçe ile yola müdahalenin men'i istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 30.01.2013 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, kadim yol iddiasına dayalı müdahalenin men'i ve eski hale getirme istemine ilişkindir.
Davalılar davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davacının davasının kabulü ile 14.09.2012 havale tarihli bilirkişi raporunda A, B, C ve D ile gösterilen alanda davalıların yola vaki tecavüzlerinin önlenmesine ve eski hale getirilmesine karar verilmiş olup hükmü davalılar vekili temyiz etmiştir.
Türk Medeni Kanununun 715. ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun “Kamu malları” başlıklı 16/B maddeleri gereğince yollar kamunun yararlanmasına tahsis edilen veya kamunun kadimden beri yararlandığı yerlerdendir.
Davacı, dava dilekçesinde kadim yol iddiasına dayanmaktadır. Bir yerin kadim yol sayılabilmesi için öncesi bilinmeyen bir tarihten beri yol olarak kullanıldığının kanıtlanması gerekir. Bunun için de çekişmeli yerin eski tarihli hava fotoğrafları ve haritalarda yol olarak bırakıldığının belirlenmesi, bu konuda mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarına da başvurulması gerekir.
Şayet bu gibi yerlerin öteden beri kamunun yol olarak yararlandığı yer olduğu ispat edilirse, taşınmazın tapu kaydının iptali ile haritasında yol olarak gösterilmekle yetinilmesine karar vermek gerekir. Genel yollardan herkesin yararlanma olanağı bulunduğundan bu tür davalar yolun bulunduğu köy tüzel kişiliği veya belde teşkilatı tarafından açılabileceği gibi bu davaları yararlanma hakkı bulunan gerçek veya tüzel kişiler de açabilir.
6100 sayılı HMK'nın 33 ve 1086 sayılı HUMK'nun 76. maddelerine göre bir davada olayları anlatmak taraflara, hukuki nitelendirme ise hakime aittir. Somut uyuşmazlıkta; davacı 01.06.2004 tarihli dava dilekçesi ile kadim yol iddiasına dayanarak müdahalenin men'i isteminde bulunmuş ise de dava konusu mahalde 2006 yılında kadastro çalışmaları yapılmış olmakla davacının talebi artık tapu iptali ile haritasında yol olarak (terkin) gösterilmesi olarak değerlendirilmelidir. Mahkemece 14.09.2012 havale tarihli bilirkişi raporuna itibar edilerek A, B, C ve D ile gösterilen yola davalıların tecavüzünün önlenmesine ve eski hale getirilmesine şeklinde hüküm kurulmuş ise de kadastro paftasında C ile gösterilen kısmın 143 ada 1 parsel numarası ile, B ile gösterilen kısmın ise 398 ada 6 parsel numarası ile çapa bağlandığı, dolayısıyla yol haricinde kaldığı görülmüştür. Bu durumda mahkemece yapılması gereken iş 143 ada 1 parsel sayılı taşınmaz ile 389 ada 6 parsel sayılı taşınmazların tapu kayıtlarını getirtip maliklerini belirlemek ve husumetin onlara yöneltilmesini temin etmek, taraf teşkili sağlandıktan sonra davacıların iddialarını irdelemek olmalıdır.
Eksik araştırma ve inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 02.10.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy