MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı-k.davalı tarafından, davalılar-karşı davacı aleyhine 17.12.2009 gününde verilen dilekçe ile suya elatmanın önlenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; asıl davanın ve birleştirilen davanın reddine dair verilen 13.12.2012 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı-karşı davacı ... vd. tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Asıl davada davacı köy, davalıların murislerine ait taşınmazından çıkan kaynak suyunu 15 yıldır köy camisinde kullandıklarını, davalının su kaynağını kullanmalarına engel olduğunu belirterek suya elatmasının önlenmesini istemiştir.
Birleştirilen davanın davacıları, dava konusu 127 ada 12 parsel sayılı taşınmazdan çıkan kaynak suyunun, murisleri tarafından ... Köyünün kullanmasına verildiğini ancak suya kendilerinin ihtiyaçlarının bulunduğunu, davacı köyün sularını kullanmalarına engel olduğunu belirterek elatmanın önlenmesi isteminde bulunmuştur.
Mahkemece, asıl davanın ve birleştirilen davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davalı- davacılar vekili temyiz etmiştir.
6100 sayılı HMK' nın 150/l. maddesinde ”Usulüne uygun şekilde davet edilmiş olan taraflar, duruşmaya gelmedikleri veya gelip de davayı takip etmeyeceklerini bildirdikleri takdirde dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilir” hükmü yer almaktadır. Yine aynı yasanın 150 /5 maddesine göre işlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak üç ay içinde yenilenmeyen davalar, sürenin dolduğu gün itibariyle açılmamış sayılır ve mahkemece kendiliğinden karar verilerek kayıt kapatılır.
Somut olayda; birleştirilen dava davacıları vekili 13.12.2012 tarihli oturumda tutanağa geçen beyanı ile açtıkları davayı takip etmek istemediklerini bildirdiği halde bu hususta mahkemece birleştirilen dava yönünüden HMK'nın 150. maddesine göre işlem yapılması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.
Ayrıca mahkemece asıl davanın reddine karar verildiği halde duruşmalarda kendisini vekille temsil ettirmiş olan asıl davanın davalıları lehine vekalet ücreti takdir edilmemesi de doğru görülmemiş hükmün bu sebeblerle bozulması geremiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı- davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 31.10.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy