MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı tarafından, davalılar aleyhine 28.05.2010 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı kurulması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 15.03.2013 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi ... tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Dava, Türk Medeni Kanununun 747. maddesi gereğince geçit hakkı kurulması isteğine ilişkindir.
Davacı, 122 ada 20 ve 21 parsel sayılı taşınmazlarının genel yola bağlantısının olmadığını belirterek, en uygun yerden geçit hakkı verilmesini talep etmiştir.
Davalılardan bir kısmı davanın reddini savunmuş diğerleri davaya cevap vermemişlerdir.
Mahkemece, davanın kabulü ile 122 ada 25-24 no’lu parsellerden davacı lehine geçit irtifakı tesisine karar verilmiştir.
Hükmü, aleyhine geçit hakkı kurulan 25 parsel sayılı taşınmazın maliki ... temyiz etmiştir.
Bu tür davalar ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi nedeniyle zorunlu olarak açılmaktadır. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine “mutlak geçit ihtiyacı” veya “geçit yoksunluğu”, ikincisine de “nispi geçit ihtiyacı” ya da “geçit yetersizliği” denilmektedir.
Geçit hakkı verilmesine ilişkin davalarda, bu hak taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından leh ve aleyhine geçit istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur. Ancak, yararına geçit istenen
taşınmaz paylı mülkiyete konu ise dava paydaşlardan biri veya birkaçı tarafından açılabilir.
Geçit tesisi davalarında başlangıçta davacı tarafından öngörülemediğinden dava dilekçesinde talep edilen yer dışındaki güzergahlardan da geçit kurulması gerekebilir. Bu güzergah üzerindeki taşınmazların maliklerine dava dilekçesi ile husumet yöneltilmemiş olması kabul edilebilir bir yanılgıya dayandığından 6100 sayılı HMK’nın 124. maddesi gereğince dürüstlük kuralına aykırı olmayan bu taraf değişikliği talebi kabul edilerek davacının bu kişilerin harçsız olarak davaya katılmalarını sağlamasına imkan verilmelidir.
Kurulan geçit hakkının Türk Medeni Kanununun 748/3 ve 1012. maddesi ile Tapu Sicil Tüzüğünün 60. maddesi uyarınca tapu kaydının beyanlar hanesine yazılması da gereklidir.
Somut olaya gelince; davacı, 122 ada 20 ve 21 sayılı parselleri yararına geçit istemektedir. Dosya içerisindeki 22.12.2010 tarihli bilirkişi raporu ve ekindeki krokiye göre 20 sayılı parselin geçitle bağlantısı bulunmamaktadır. Bu konuda bilirkişiden rapor alınmadan 20 sayılı parsele de bağlantısı olacak şekilde geçit kurulması kesintisizlik ilkesine aykırıdır.
Ayrıca, mahkemece 122 ada 24 ve 25 sayılı parsellerden "davacı lehine" geçit hakkı kurulduğu görülmektedir. Geçit hakkı "taşınmaz leh ve aleyhine" kurulacağından leh ve aleyhine geçit istenen taşınmazların maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur. Davacıya ait taşınmazın lehine değil de davacı lehine geçit hakkı kurulması ayrıca aleyhine geçit hakkı kurulan 25 parsel sayılı taşınmazın malikinin de davada taraf olarak yer almaması doğru değildir.
Öte yandan, TMK’nun 748/3 ve 1012. maddeleri ile Tapu Sicil Tüzüğünün 60. maddesi uyarınca geçit hakkının tapu kaydının beyanlar hanesine yazılması da gerekeceğinden hüküm sonucunda lehine ve aleyhine geçit hakkı kurulan taşınmazların ada ve parsel numaralarının gösterilmemesi de doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair hususların incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 01.10.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy