MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı tarafından, davalı aleyhine 08.11.2012 gününde verilen dilekçe ile ipoteğin kaldırılması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 27.02.2013 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Dava, ipoteğin kaldırılması istemine ilişkindir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulü ile dava konusu 5519 ada 10 parselde bulunan 8 numaralı bağımsız bölüm üzerinde davalı lehine kurulan ipoteğin kaldırılmasına karar verilmiştir.
Hükmü, davacı vekili vekalet ücreti yönünden temyiz etmiştir.
İpotek, kişisel bir alacağın teminat altına alınması amacını güden ve bir taşınmaz değerinden alacaklının alacağını elde etmesini sağlayan sınırlı bir ayni haktır. İpotek tesisi için rehin edilecek taşınmaz maliki ile alacaklı arasındaki anlaşmanın (rehin sözleşmesi) bulunması ve rehin sözleşmesinin TMK’nun 856. maddesi gereğince tapu siciline tescil edilmesi gerekir. Alacak sona erdiği halde alacaklı, terkin taahhüdünü iradesiyle yerine getirmezse, taşınmaz maliki ipoteğin fekkini (kaldırılmasını) dava yolu ile isteyebilir.
Somut olayda; incelenen ve ipotek aktinin çerçevesini tayin eden 15.04.2007 tarihli ve 2892 yevmiye no'lu resmi akit tablosu içeriğinden ipoteğin, davalıdan alınan borç paranın teminatı olarak 115.000,00 TL bedelle tesis edildiği görülmektedir. Borç ödenmiş olduğu halde davalının ipoteği kaldırmaması üzerine, davacı tarafından 115.000,00 TL dava değeri gösterilip harcı yatırılmak suretiyle dava açılmıştır.
Hüküm tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 12/(1). maddesi gereğince "Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, (yedinci maddenin ikinci fıkrası, dokuzuncu maddenin birinci fıkrasının son cümlesi ile onuncu maddenin son fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla,) tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir.”
Bu durumda mahkemece, dava dilekçesinde gösterilen ve harcı yatırılan ipotek değeri üzerinden davacı lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde iadesine, 01.10.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy