MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 29.12.2011 gününde verilen dilekçe ile komşuluk hukukuna aykırılığın giderilmesi ve tazminat istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 05.02.2013 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, komşuluk hukukundan kaynaklanan elatmanın önlenmesi ve tazminat isteğine ilişkindir.
Davacılar, davalının kendi taşınmazında yaptığı hafriyatın davacılara ait taşınmazları tehlikeye soktuğunu belirterek davalı tarafça istinat duvarı yapılmasını, yapılmamamsı halinde yapım bedelinin belirlenerek davacı taraflarca işin yapılması için tazminini istemişlerdir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, “davanın kabulüne, 710 ada, 3 ve 7 no'lu parsellerdeki davalı şirketin müdahalesinin men'i ile dava konusu tecavüzün davalı tarafından 26.12.2012 ve 18.10.2012 tarihli bilirkişi raporlarında belirtildiği şekilde 60 gün içerisinde kaldırılmasına, masrafın davalı şirketçe karşılanmasına, karşılanmaması halinde ileride davalıdan alınmak üzere davacı tarafça karşılanmasına” şeklinde hüküm kurulmuştur.
Hükmü, davacılar ve davalı vekilleri temyiz etmiştir.
1- Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya içeriğine göre davalının temyiz itirazları yerinde görülmemiş reddi gerekmiştir
2- Davacıların temyiz itirazlarına gelince; 6100 sayılı HMK'nın 297/2 maddesi gereğince, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesinin gerekli olduğu hükme bağlanmıştır.
Öte yandan, “Bir işin yapılmasına veya yapılmamasına dair olan ilamlar” başlığını taşıyan İİK’nun 30. Maddesi “Bir işin yapılmasına mütedair ilam icra dairesine verilince icra memuru 24. maddede yazılı şekilde bir icra emri tebliği suretiyle borçluya ilamda gösterilen müddet içinde ve eğer müddet tayin edilmemişse işin mahiyetine göre başlama ve bitirme zamanlarını tayin ederek işi yapmayı emreder. Borçlu muayyen müddetlerde işe başlamaz veya bitirmez ve iş diğer bir kimse tarafından yapılabilecek şeylerden olur ve alacaklı da isterse yapılması için lazım gelen masraf icra memuru tarafından ehlivukufa takdir ettirilir. Bu masrafın ilerde hükme hacet kalmaksızın borçludan tahsil olunup kendisine verilmek üzere ifasına alacaklı muvafakat ederse alınıp hükmolunan iş yaptırılır. Muvafakat etmezse ayrıca hükme hacet kalmadan borçlunun kafi miktarda malı haciz ile paraya çevrilerek o iş yaptırılır.
İlam, bir işin yapılmamasına mütedair olduğu takdirde icra dairesi tarafından ilamın hükmü borçluya aynı müddetli bir emirle tebliğ olunur. Bu emirde ilam hükmüne muhalefetin 343. maddedeki cezayı müstelzim olduğu belirtilmiştir.
Somut olayda, mahkemece verilen kararın hüküm sonucunda 6100 sayılı HMK'nun 297/2. maddesi hükmüne aykırı olacak şekilde süre belirlenmiş ve elatmanın önlenmesine karar verilmekle yetinilmiş, taraflara yüklenen borç ve tanınan haklar açıkça belirtilmemiştir.
Bu durumda mahkemece, süre belirlenmeden davalı tarafından ne şekilde ve nereye istinat duvarı yapılması gerektiğine ilişkin açık ve infaza elverişli bir hüküm kurulması ve bedele ilişkin istem yönünden ret kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bu sebeple hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının reddine, 2. bent uyarınca hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 03.10.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy