MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 08.11.2012 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 25.01.2013 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, inanç sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davacı, 2280 ada 1 parsel sayılı taşınmazın murisi ... ile davalı tarafından birlikte satın alındığını, bedelinin 1/2'sinin murisi tarafından ödendiği halde tapuda tamamının davalı adına tescil edildiğini ileri sürerek, tapu kaydının iptali ile miras payı oranında adına tescilini istemiştir.
Davalı, ...’ın davacı dışında başka mirasçılarının da bulunduğunu tüm mirasçıların birlikte dava açmaların gerektiğini savunarak davanın usul yönünden reddini istemiştir.
Mahkemece, muris ...’ın terekesinin elbirliği mülkiyeti hükümlerine tabi bulunduğunu ve tüm mirasçıların birlikte dava açmaları gerektiği, davaya terekeye temsilci atanması ya da diğer mirasçılarında katılması yolu ile devam etme olanağının da bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Türk Medeni Kanununun 702/2 maddesi hükmü uyarınca, terekeye ait haklar üzerinde kanunda veya sözleşmede aksine bir hüküm bulunmadıkça, gerek yönetim, gerek tasarruf işlemleri için ortakların oybirliği ile karar vermeleri gerektiğinden, taksimi mümkün olmayan talepler ancak ortakların tümü tarafından açılacak bir dava yoluyla ileri sürülebilir.
Ancak, mirasçıların paylarına hasren üçüncü kişilere karşı açtıkları davalarda, 11.10.1982 tarihli, 1982/3–2 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği şekilde, davaya devam edebilmesi için diğer ortakların olurlarının alınması veya miras şirketine atanacak temsilci aracılığıyla davanın sürdürülmesi kuralının uygulanması gerekmez.
Bu açıklamaların ışığında somut olay incelendiğinde; davacı, dava konusu taşınmazın 1/2 payını murisi ... adına tescilini istememiş, murisine ait olduğunu ileri sürdüğü 1/2 paydan kendi hissesine isabet edecek payın tescilini istemiştir. Somut olayda, davacı tereke adına istekte bulunmadığından tek başına dava açma ehliyeti bulunduğunun kabulü gerekir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 20.03.20013 gün ve 2012/8-861 E. 2013/391 K. sayılı ilamı )
Açıklanan bu nedenle tarafların gösterdiği deliller değerlendirilerek davanın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken davacının tek başına dava açamayacağından bahisle davanın reddi doğru görülmemiş, bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz itirazlarının yukarıda açıklanan nedenlerle kabulü ile kararın BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının yatırana iadesine, 03.10.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy