MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 03.11.2010 gününde verilen dilekçe ile suya elatmanın önlenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 18.01.2013 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı köy tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Davacı, ... Köyü ... mezrasında bulunan evine içme ve kullanma suyu ihtiyacını karşılamak için köyün su deposundan borularla su aldığını, ancak davalı köyün kaymakamlıktan men kararı alarak suyu kullanmasına engel olduğunu belirterek muarazanın giderilmesini istemiştir.
Davalı ..., davacının bağ evine haber vermeden su aldığını, suyun köyün ihtiyacını gidermeye yeterli olmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, davalı köy temsilcsi temyiz etmiştir.
1-Yapılan yargılamaya, toplanan deliller ve tüm dosya içeriğine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2-Türk Medeni Kanununun 756. maddesine göre; kaynaklar, arazinin bütünleyici parçası olup, bunların mülkiyetinin ancak kaynadıkları arazinin mülkiyeti ile birlikte kazanılabileceği belirtilmiştir.
Gerçek kaynağın suyu bir akiferden gelir. Su çıkışı bir noktadan veya bir alandan olabilir. Bu alana kaynak alanı denir. Kaynak, yeraltı suyunun doğal olarak yeryüzüne çıkması halidir.
Kaynak suyu kendiliğinden kaynadığı arazinin hudutlarını aşacak debide ise ya da malikinin ihtiyaçlarını karşıladıktan sonra fazlası varsa genel su kabul edilir ve komşular yararlanabilir.
Uygulamada kaynak; “yeraltı suyunun üst düzeyinin yer yüzeyini kestiği yer” olarak tanımlanmaktadır. Yeraltı suyu doğal yoldan yeryüzüne çıkmamış, drenaj vs. yollarla çıkarılmış ise, kaynak olarak değil, drenaj veya kuyu vs. isimlerle anılır. Bu şekilde insan eliyle çıkarılan sular, yeraltı suyu olarak kabul edilir.
Yeraltı suları, kamu yararına ait sulardandır. Arza malik olmak, onun altındaki yeraltı sularına da malik olmak sonucunu doğurmaz (TMK.md.756/3).
Arazisinde faydalı ihtiyaçları için yeter miktarda su bulunmayan veya bu suyu elde etmesi fahiş masrafı icabettiren bir kimsenin, komşu arazideki yeraltı suyundan istifade şartları 20. maddede sözü geçen tüzükte belirtilir (167 Sayılı Yeraltı Suları Kanunu 1-6. madde).
Somut olayda; dosya içerisindeki 16.08.2012 tarihli jeoloji bilirkişi raporunda ... Köyünün su deposuna akan suyun debisinin 1,42 lt/sn olduğu,bu depodan iki ayrı su borusu vasıtasıyla ... mezrasına 0,72 lt/sn, Gahnit köyüne ise 0,70 lt/sn su götürülerek içme suyu olarak kullanıldığı tespit edilmiştir.Ayrıca 12.09.2012 tarihli ziraat bilirkişi raporunda ise ... ... mezrasında bulunan insan ve hayvanların suya olan ihtiyacı karşılandığında 51.458lt/gün suyun arttığı belirtilmiş ancak davacının Körksu mezrasındaki bulunan evdeki kişi ve hayvan sayısına göre içme suyu ihtiyacı belirlenmemiş, Körksu mezrasındaki insanların bu sudan nasıl yararlandıkları, artan bu sudan davacının ne şekilde hangi miktarda yararlanacağı tespit edilmemiştir.
Bu durumda mahkemece, suların en az olduğu dönemde uzman bilirkişi kurulu (jeolog, ziraat ve fen) marifetiyle yeniden keşif yapılmalı, davacının içme suyu ihtiyacı belirlenmeli,Körksu mezrasındaki insanların dava konusu sudan nasıl yaralandıkları araştırılmalı, davacının ihtiyacına yeter miktarda içme suyunu alabilmesi için gerekli düzeneğin biçim ve şekli hususunda jeoloji mühendisinden rapor alınarak infaza elverişli hüküm kurulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, (1) numaralı bentte yazılı nedenlerle davalının temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 10.10.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy