MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 01.12.1999 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 20.11.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar, ... İli Merkez, ... Mevkiinde bulunan 531 ada 8 parsel no'lu arsa vasfındaki taşınmazı bedelini ödeyerek 29.09.1987 yılında satın aldıklarını, söz konusu arsa üzerine daha sonra yapılan binanın kat irtifaklı olarak, davalıların murisi ... (5/12), ... (5/12), davacılar ... ve ... (2/12) adına hisseli olarak kayıtlı olduğunu, inşaat ruhsatı alınarak inşaata başlandığını, inşaatın kısmen davacılar, kısmen davacıların yurdışında olmaları ve inşaatla ilgilenememeleri sebebiyle vekaleten Hasan Şenol isimli şahıs tarafından yaptırıldığını, tüm ödemeleri davacıların yaptıklarını, ancak işlerin kolay yürütülmesi amacıyla inanç sözleşmesi gereği zemin kat 2 no'lu meskenin davacıların, Z-1, 1, 2, 3, 4, 5 ve 6 no'lu meskenlerin ... ve ...'nın olacak şekilde işlem gerçekleştirildiğini ...'nın ölümü nedeniyle kat mülkiyetine geçilemediğini, murisin ... 1. Noterliğinin 16.10.1998 tarihli ve 12868 yevmiye no'lu vasiyetnamesi ile bu yeri davalılar lehine vasiyet ettiğini ileri sürerek, inanç sözleşmesine dayanarak tapunun iptali ile davacılar adına tesciline, kabul edilmediği takdirde tenkisine ve murisin öldüğü tarihten itibaren yasal gecikme faizinin işletilmesine, karar verilmesini istemişlerdir.
Bir kısım davalılar vekili; dava konusu arsa vasfındaki taşınmazın tamamının tarafların ortak murisi ... tarafından satın alındığını, arsa üzerine davacılara isabet eden bağımsız bölüm hariç olmak üzere diğer bölümlerin muris ... ve davalı ... tarafından yaptırıldığını, devir ve kat irtifakına ilişkin işlemin muvazaalı olmayıp tarafların gerçek iradesini yansıttığını, davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... vekili dava konu taşınmaz üzerine yapılan binanın muris ... ve kendisi tarafından yaptırıldığını, muris ... tarafından yapılan vasiyetnamenin murisin gerçek iradesini yansıttığını, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hükmü davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dava, tapu iptali ve tescil olmaz ise tenkis istemine ilişkindir..
İnanç sözleşmesi, 5.2.1947 tarihli ve 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca ancak, yazılı delille kanıtlanabilir. Bu yazılı delil, tarafların getirecekleri ve onların imzalarını taşıyan bir belge olmalıdır.
Açıklanan nitelikte bir yazılı delil bulunmasa da, taraflar arasındaki uyuşmazlığın tümünü kanıtlamaya yeterli sayılmamakla beraber bunun vukuuna delalet edecek karşı tarafın elinden çıkmış (inanılan tarafından el ile yazılmış fakat imzalanmamış olan bir senet veya mektup, daktilo veya bilgisayarla yazılmış olmakla birlikte inanılanın parafını taşıyan belge, usulüne uygun onanmamış parmak izli veya mühürlü senetler gibi) “delil başlangıcı” niteliğinde bir belge varsa 6100 sayılı HMK’nın 202.maddesi uyarınca inanç sözleşmesi “tanık” dahil her türlü delille ispat edilebilir.
Yazılı delil veya “delil başlangıcı” yoksa inanç sözleşmesinin ikrar (HMK m.188) yemin (HMK m.225 vd) gibi kesin delillerle de ispat edilmesi olanaklıdır. Davacının yemin deliline dayanması halinde mahkemenin davacıya bu hakkını hatırlatması gerekir.
Bu ilkeler ışığında somut olaya gelince;
Dava konusu taşınmazın tapu kaydında yapılan incelemede, muris ... 5/12, davalı ... 5/12 ve davacılar adına 2/12 oranında hisseli olarak ve arsa vasfıyla kayıtlı olduğu, irtifak kaydı bulunmadığı anlaşılmaktadır. Aynı mahkemenin 2003/411-E. sayılı dosyasında muris ... tarafından tanzim edilen vasiyetnamenin tenfizi davasının derdest olduğu, muris ...'nın veraset ilamında yapılan incelemede, tarafların, muris ...'nın mirasçıları oldukları görülmüştür.
Davacı inanç sözleşmesini yazılı delil ya da karşı tarafın elinden çıkmış delil başlangıcı niteliğindeki bir belge ile kanıtlayamamıştır. Ancak davacı, dava dilekçesine sair her türlü yasal delil demek suretiyle yemin deliline dayandığını bildirmiştir. Bu durumda mahkemece davacıya davalılara yemin teklif etme hakkı bulunduğu hatırlatılması, bu hakkını kullanıp kullanmayacağının sorulması, 6100 sayılı HMK'nın 225. ve devamı maddeleri gereğince işlem yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir. Diğer taraftan tapu iptali ve tescil davası kanıtlanamaz ise davacıların ikinci kedemedeki tenkis isteği hakkında inceleme ve araştırma yapılarak bu istem hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmelidir.
Eksik inceleme ve araştırma ile yazılı olduğu üzere karar verilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenlerle hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin yatırılan harcın davacı tarafa iadesine, 02.10.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy