MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 18/03/2005 gününde verilen dilekçe ile tapu tahsis belgesine dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 25/03/2013 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, tapu tahsis belgesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Davacı vekili, tapuda davalı Hazine adına kayıtlı ... İlçesi ... Mahallesindeki 1019 ada 9 (eski 10158 ada 4) parsel sayılı 310.41 m2 yüzölçümündeki taşınmazın 266 m2’lik bölümünün davalı Hazine tarafından 13.10.1987 tarihli tapu tahsis belgesi ile davacıya verildiğini, bedelinin ödendiğini belirterek tapu kaydının iptali ile davacı adına tescilini istemiştir.
Davalı Hazine, dava konusu taşınmazın imar planında çocuk bahçesi ve yol olarak ayrılan yerde kaldığını, ayrıca ıslah imar planı da bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava konusu taşınmazın 10488/31041 payının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Karar, Dairemizin 10.09.2012 tarihli ve 2012/9045 Esas 2012/9866 Karar sayılı ilamı ile davacıya tapu tahsis belgesi ile verilen yerin imar yolunda veya çocuk bahçesi olarak ayrılan yerde kalıp kalmadığının açıkça belirlenmesi, DOP kesintisinin dayanaklarının belgelendirilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmuştur.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak dava konusu taşınmazın 11843/31041 payının iptali ile davacı adına tesciline, bakiye 20553/31041 hissenin davacı uhdesinde bırakılmasına karar verilmiştir.
Hükmü, davalı Hazine vekili temyiz etmiştir.
6100 sayılı HMK'nın 297/2. maddesinde hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesinin gerekli olduğu açıklanmıştır.
Somut olayda; hüküm sonucunda davacı lehine hükmedilen pay ile bakiye kalan pay toplamının paydaya denk gelmediği, bu yönüyle hükmün infaza elverişli olmadığı anlaşılmaktadır. Ayrıca hüküm sonucunda davacı adına tesciline karar verilen pay dışında kalan kısmın davalı adına ipkasına karar verilmesi gerekirken davacı uhdesinde bırakılması da infazda tereddüte yol açacağından davacı adına tesciline hükmedilen pay ile davalı adına ipkasına karar verilmesi gereken payın açıkça gösterilmesi gerekir. Bu hali ile verilen karar usul hükümlerine aykırı olduğundan usulüne uygun şekilde hüküm sonucu oluşturulması için kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 09.10.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.