MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı tarafından, davalı aleyhine 13.09.2012 gününde verilen dilekçe ile komşuluk hukukuna dayalı elatmanın önlenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 17.04.2013 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Dava, elatmanın önlenmesi ve tazminat isteğine ilişkindir.
Davacı, davalının kendi taşınmazında yaptığı hafriyatın davacıya ait taşınmaza zarar verdiğini belirterek davalı tarafça yıkılan istinat duvarının yapılmasını, yapılmaması halinde yapım bedelinin belirlenerek davacı tarafca işin yapılması için tazminini ve delil tespiti giderlerini istemiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, “davanın kabulüne, istinat duvarının davalı tarafça hükmün kesinleşmesinden itibaren iki hafta içerisinde yaptırılmasına, davalı tarafça yaptırılmadığı takdirde duvarın davacı tarafından yaptırılmasına, duvar yapım masrafı olarak 1.356,00 TL'sının davalıdan alınarak davacıya verilmesine” şeklinde hüküm kurulmuştur.
Hükmü, davalı temyiz etmiştir.
“Bir işin yapılmasına veya yapılmamasına dair olan ilamlar” başlığını taşıyan İİK’nın 30. maddesi “Bir işin yapılmasına mütedair ilam icra dairesine verilince icra memuru 24. maddede yazılı şekilde bir icra emri tebliği suretiyle borçluya ilamda gösterilen müddet içinde ve eğer müddet tayin edilmemişse işin mahiyetine göre başlama ve bitirme zamanlarını tayin ederek işi yapmayı emreder. Borçlu muayyen müddetlerde işe başlamaz veya bitirmez ve iş diğer bir kimse tarafından yapılabilecek şeylerden olur ve alacaklı da isterse yapılması için lazım gelen masraf icra memuru tarafından ehlivukufa takdir ettirilir. Bu masrafın ilerde hükme hacet kalmaksızın borçludan tahsil olunup kendisine verilmek üzere ifasına alacaklı muvafakat ederse alınıp hükmolunan iş yaptırılır. Muvafakat etmezse ayrıca hükme hacet kalmadan borçlunun kafi miktarda malı haciz ile paraya çevrilerek o iş yaptırılır.
İlam, bir işin yapılmamasına mütedair olduğu takdirde icra dairesi tarafından ilamın hükmü borçluya aynı müddetli bir emirle tebliğ olunur. Bu emirde ilam hükmüne muhalefetin 343. maddedeki cezayı müstelzim olduğu belirtilmiştir. Mahkemece İcra İflas Kanununun 30. maddesi hükmü gözardı edilerek istinat duvarı yapım giderinin tahsiline karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Öte yandan, 6100 sayılı HMK'nın 297/2 maddesi gereğince, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesinin gerekli olduğu hükme bağlanmıştır.
Somut olayda; mahkemece, 6100 sayılı HMK'nın 297/2. maddesi hükmüne aykırı olacak şekilde "müdahalenin davalıca men edilmemesi halinde müdahalenin men’i için davalıdan alınarak davacıya verilmesine” şeklinde ihtimale dayalı olarak hüküm tesis edilmiş, taraflara yüklenen borç ve tanınan haklar açıkça belirtilmemiştir.
Bu hali ile verilen karar usul hükümlerine aykırı olduğundan usulüne uygun şekilde hüküm sonucu oluşturulması için kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, bozmanın niteliğine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 26.11.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy