MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 25.09.2012 gününde verilen dilekçe ile ortaklığın giderilmesi talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 22.05.2014 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, ortaklığın giderilmesi isteğine ilişkindir.
Davacılar vekili, dava konusu 2506 ada 5 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki ortaklığın satış yolu ile giderilmesine ve üzerindeki muhdesatın murisleri İbrahim Kutsal'a ait olduğunun tespitine karar verilmesini ve satış bedelinin dağıtılmasında bu hususun dikkate alınmasını talep etmiştir.
Bir kısım davalılar dava konusu taşınmaz üzerindeki ortaklığın satış yolu ile giderilmesine karar verilmesini talep etmişlerdir.Mahkemece, davanın kabulüne dava konusu taşınmaz üzerindeki ortaklığın satış sureti ile giderilmesine karar verilmiştir.Hükmü, davalı Hazine vekili temyiz etmiştir.Paydaşlığın (ortaklığın) giderilmesi davaları, paylı mülkiyet veya elbirliği mülkiyetine konu taşınır veya taşınmaz mallarda paydaşlar (ortaklar) arasında mevcut birlikte mülkiyet ilişkisini sona erdirip ferdi mülkiyete geçmeyi sağlayan, iki taraflı, tarafları için benzer sonuçlar doğuran davalardır.
Paydaşlığın giderilmesi davasını paydaşlardan biri veya birkaçı diğer paydaşlara karşı açar. HMK'nın 27. maddesi uyarınca davada bütün paydaşların yer alması zorunludur. Paydaşlardan veya ortaklardan birinin ölümü halinde alınacak mirasçılık belgesine göre mirasçılarının davaya katılmaları sağlandıktan sonra işin esasının incelenmesi gerekir.
Somut olaya gelince; tapu kayıt maliki ...'in, karardan önce 12.01.2014 tarihinde vefat ettiği, dosyada mevcut mirasçılık belgesine göre mirasçılarının ..., ..., ... ve ... olduğu ve bu kişilerin davaya dahil edilmedikleri anlaşılmış olup, yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda taraf teşkili sağlandıktan sonra işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, taraf teşkili sağlanmadan yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma kararının niteliğine göre sair hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 04.05.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy