MAHKEMESİ: Karşıyaka 2. Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı tarafından, davalılar aleyhine 29/09/2014 gününde verilen dilekçe ile ortaklığın giderilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın açılmamış sayılmasına dair verilen 10/03/2015 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, ortaklığın giderilmesi isteğine ilişkindir.
Davacı vekili, dava konusu taşınmazdaki ortaklığın öncelikle aynen taksim yolu ile mümkün olmaması halinde satış sureti ile giderilmesini istemiştir.
Davalı Belediye vekili, öncelikle aynen taksimi mümkün olmaması halinde ortaklığın satış sureti ile giderilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Hükmü, davacı vekili temyiz etmiştir.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu madde 119, dava dilekçesinde davalının adresinin bulunmaması halinde hakimin davacıya eksikliği tamamlaması için bir haftalık kesin süre vereceğini, bu süre içinde eksikliğin tamamlanmaması halinde ise davanın açılmamış sayılacağını hükme bağlamıştır.
Kesin süreye uymamanın doğurduğu ağır sonuç gözetildiğinde mahkemece verilen sürenin kesin olduğundan söz edilebilmesi için; ara kararında yapılması istenen işlerin neler olduğunun ayrıntılı olarak ve kuşku yaratmayacak biçimde belirtilmesi, verilen sürenin işin yapılabilmesi için yeterli uzunlukta olması, kesin süre gereğinin yerine getirilmemesinin sonuçlarının ara kararında açıkça gösterilmesi ve ilgilinin bu konuda uyarılması gerekir.
Somut olaya gelince, davacının dava dilekçesinde bir kısım davalıların adreslerini bildirmediği, bu davalıların adreslerinin nüfus kaydından öğrenilmesini talep ettiği, mahkemece ilk duruşmada “davalılar ...'ın adreslerini bildirmesi konusunda davacı vekiline bir haftalık kesin süre verilmesine bildirmediği takdirde vazgeçmiş sayılmasına,” ibareleri ile ara karar kurularak davacıya süre verildiği, ancak kesin sürenin sonuçları hatırlatılırken “davanın açılmamış sayılmasına karar verileceği” ihtarına açıkça yer verilmemesi ve bu konuda ilgilinin uyarılmaması nedeni ile kesin sürenin usulüne uygun olmadığı; davacının ise davalıların adresini bir haftalık süreden sonra fakat ikinci duruşmadan 1 gün önce bildirdiği, bu nedenlerle ikinci duruşmada davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
Az yukarıda açıklanan hukuksal olgular ve verilen ara kararında kesin süreye uymamanın sonuçlarının açıkça gösterilmediği, kendisine süre verilen avukatın bu konuda uyarılmadığı gözetildiğinde mahkemece verilen sürenin kesin sayılamayacağı ve kesin süre sonuçlarının somut olayda uygulanamayacağı kuşkusuzdur.
Hal böyle olunca, davalıların adreslerinin süre geçtikten sonra ancak sonraki duruşma gününden önce mahkemeye ibraz edildiği de göz önüne alınarak davaya devam edilmesi, varsa başkaca delillerin sorulup saptanması, gösterilecek delillerin toplanması, daha sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre ve davanın esası yönünden bir hüküm verilmesi gerekirken yersiz gerekçelerle yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 03.07.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.