MAHKEMESİ:Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı tarafından, davalı aleyhine 22/07/2011 gününde verilen dilekçe ile ortaklığın giderilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 24/06/2015 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar ... ve ...vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, ortaklığın giderilmesi isteğine ilişkindir.
Davacı, paydaşı olduğu 183 ada 6 parsel, 183 ada 21 parsel, 184 ada 103 parsel, 184 ada 111 parsel numaralı taşınmazlar üzerindeki ortaklığın aynen taksim veya satış yolu ile giderilmesini istemiştir.
Davalılar ...ve ... vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, ortaklığın aynen taksim yolu ile giderilmesine karar verilmiştir.
Hükmü, davalılar ... ve ... vekili temyiz etmişlerdir.
Paydaşlığın (ortaklığın) giderilmesi davaları iki taraflı, taraflar için benzer sonuçlar doğuran davalardır. Bu davalarda davalı da davacı gibi aynı haklara sahiptir. Bu nedenle davacının satış suretiyle paylaşma istemesi davalıların aynen paylaşma istemesine engel teşkil etmez.
Paydaşlığın giderilmesi davalarında mahkemece malın aynen bölünerek paylaştırılmasına karar verilebilmesi için taşınmazın yüzölçümü, niteliği, pay ve paydaş sayısı ve tarım arazilerinin niteliği ile imar mevzuatına göre aynen taksimin mümkün olup olmadığının araştırılması gerekir. Taşınmazın önemli ölçüde bir değer kaybına uğraması söz konusu ise aynen bölünerek paylaştırılmasına karar verilemez. Keza paydaşlar rıza göstermedikleri takdirde taşınmazın bir bölümü paylı bırakılamaz.
Aynen bölünerek paylaştırmanın (taksimin) mümkün olması durumunda bölünen parçaların değerlerinin birbirine denk düşmemesi halinde eksik değerdeki parçaya para (ivaz) eklenerek denkleştirme sağlanır. Paydaşlar arasında anlaşma olmadıkça hakim kendiliğinden bazı taşınmazların bir kısım paydaşlara, kalanın diğer paydaşlara verilmesi şeklinde aynen bölünerek paylaştırmaya karar veremez.
Aynen bölünerek paylaştırma (taksim) halinde teknik bilirkişiye ifraz projesi düzenlettirilerek bu projeye göre taşınmaz belediye ve mücavir alan sınırları içerisinde ise ilgili belediyeden, belediye dışında ise İl İdare Kurulundan bölüşmenin (taksimin) mümkün olup olmadığı sorulur.
Belediye Encümeni veya İl İdare Kurullarınca 3194 sayılı İmar Kanunu ve ilgili Yönetmelik hükümlerine uygun bulunması halinde onaylanması gereken ifraz projesinde kimlere nerelerin verileceği, bu konuda paydaşlar aralarında anlaşamazlarsa hakim huzurunda kura çekilerek belirlenir.
Onay makamından olumsuz cevap gelmesi halinde paydaşlığın satış suretiyle giderilmesine karar verilmesi gerekir.
Somut uyuşmazlıkta; 05.09.2014 tarihli bilirkişi kurulu raporunda, dava konusu taşınmazların ... Beldesi imar planı kapsamı dışında kaldığı, belediye sınırları içerisinde ve yerleşim alanında yer aldığı, kamuya açık yola cephelerinin bulunduğu, taşınmazların 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanım Kanunu ve Plansız Alanlar Yönetmeliği kapsamında aynen taksimlerinin mümkün olmadığı ancak Planlı Alanlar Yönetmeliği kapsamında aynen taksimlerinin mümkün olduğu belirtilmiştir. Buna karşın dava konusu taşınmazların imar planı içinde olup olmadıkları ilgili Belediyeden sorulmamıştır.
Öte yandan, bir kısım davalıların paylaşım şekline itirazları bulunduğu ve kura çekilmesini istedikleri anlaşılmakla bu hususun göz ardı edilmiş olması doğru görülmemiştir.
Yukarıda açıklanan gerekçelerle, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılar ... ve ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 12.09.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.