MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 21.09.2010 gününde verilen dilekçe ile ortaklığın giderilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 23.11.2012 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ... tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava ortaklığın giderilmesine ilişkindir.
Davacı vekili, tarafların ... ..... 296 ada 3 parsel sayılı taşınmazın maliki ve paydaşı olduklarını, paydaşlar arasında taşınmazın taksiminin mümkün olmadığını belirterek dava konusu parselin aynen taksimine mümkün olmadığı takdirde satılarak ortaklığın giderilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ..., davaya konu taşınmazın dedesi ...'dan miras kaldığını, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir.
Dahili davalı ... ve ... ortaklığın giderilmesine karar verilmesini talep etmişlerdir
Mahkemece davanın kabulü ile dava konusu taşınmazın satılarak ortaklığın giderilmesine karar verilmiştir.
Hükmü, davalı ... temyiz etmiştir.
1-Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya kapsamına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2-Paydaşlığın (ortaklığın) satış yoluyla giderilmesi halinde dava konusu taşınmaz üzerinde bina, ağaç v.s. gibi bütünleyici parçalar (muhdesat) varsa bunların arzla birlikte satılması gerekir. Ancak muhdesatın bir kısım paydaşlara (ortaklara) ait olduğu konusunda tapuda şerh varsa veya bu hususta bütün paydaşlar ittifak ediyorlarsa ve muhdesat arzın değerinde bir artış meydana getiriyorsa bu artışın belirlenmesi için dava tarihi itibariyle arzın ve muhdesatın değerleri ayrı ayrı tespit edilir. Belirlenen bu değerler toplanarak taşınmazın tüm değeri bulunur. Bulunan bu değerin ne kadarının arza ne kadarının muhdesata isabet ettiği yüzdelik (%...) oran kurulmak suretiyle belirlenir. Satış sonunda elde edilecek bedelin bölüştürülmesi de bu oranlar esas alınarak yapılır. Muhdesata isabet eden kısım muhdesat sahibi paydaşa, geri kalan bedel ise payları oranında paydaşlara (ortaklara) dağıtılır.
Bütünleyici parçanın (muhdesat) arzın paydaşlarına (ortaklarına) değil de üçüncü şahsa ait olduğunun anlaşılması halinde bu kimseyi muhdesat sahibi olarak davaya dahil etmek ve ona satış bedelinden pay vermek mümkün değildir.
Somut olaya gelince; 3 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki binanın .........'na ait olduğu tapu kaydındaki şerhten anlaşıldığından taşınmazın ne kadarının arza ne kadarının muhdesata isabet ettiğinin yüzdelik olarak oran kurulması sureti ile tespit edilerek satış bedelinin bu orana göre paylaştırılması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
Ayrıca, dava konusu 3 parsel sayılı taşınmazın paydaşlarından ....'nın tapu kaydında soyadının yazılı olmadığı anlaşıldığından soyadının eklenmesi, paydaş ....'nın tapu kaydındaki kimlik bilgilerinin nüfus kayıtlarına uygun hale getirilmesi, gerekirse bu konuda dava açması için davacıya süre verilmesi ve tapuda gerekli düzeltme işlemi yapıldıktan sonra davanın esası hakkında karar verilmesi gerekirken bu hususun gözardı edilmesi de doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 numaralı bentte açıklanan temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 08.04.2016 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy