MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 08.11.2010 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 30.05.2014 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı, davalı ... Belediyesi, davalı ... Belediyesi tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, kadastral parselin ihyasına yönelik tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davacı Hazine vekili, 1306 (1029) parsel sayılı taşınmazın, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve Hazine adına tescili gereken yerlerden olduğu halde ...Büyükşehir Belediyesi adına ihdasen tescil edilip, adı geçen belediyece yapılan imar uygulaması sonucu kamu alanında kullanılmak üzere terkin edildiğini, bu ihdas parselinin Hazine adına tescili gereken 73,06 m2'lik kısmı üzerine de 5552 ada 10 sayılı imar parselinin oluşturulduğunu ancak, belirtilen şuyulandırma işleminin ve öncesinde aynı bölgede ... Belediyesince yapılmış olan 37 no'lu imar düzenlemesinin idari yargı yerinde iptal edildiklerini ileri sürerek; 5552 ada 10 sayılı imar parselinin 73,06 m2'lik binmeli alana isabet eden kısmının tapusunun iptali ve Hazine adına tesciliyle tapu kayıtlarının eski hale iadesinin sağlanmasını istemiştir.
Bir kısım davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda “davalı ... hakkında karar verilmesine yer olmadığına; diğer davalılar hakkındaki davanın kabulü ile ... kadastro parselde oluşan 5552 ada 10 parsel de kalan ve 13.06.2012 tarihli Harita ve Kadastro Mühendisi raporu ve ekinde (D) harfi ile gösterilen sarı taralı 73,06 m2’lik binmeli alana isabet eden kısmın tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya tesciline’’ karar verilmiştir.
Hüküm, davacı ve davalılar ... Büyükşehir Belediyesi ile .... Belediyesi vekillerince temyiz edilmiştir.
Hemen belirtilmelidir ki; tapu sicilinin tutulması prensiplerinden biri tescil, diğeri sicilin aleniliği (güvenilirliği), bir diğeri Hazinenin kusursuz sorumluluğu, sonuncusu ise geçerli bir hukuki sebebinin bulunması, yani kaydın illetten mücerret olmamasıdır. İmar parselinin dayanağı olan idari işlemin iptal edilmesi ile sicilin dayanıksız kalacağı ve TMK'nın 1025. maddesi hükmü uyarınca yolsuz tescil durumuna düşeceği; bu durumda; dayanıksız kalan tapu kaydının iptal edilerek kadastral parselin geometrik ve hukuki durumunun ihyasına karar verilmesi gerekeceği tartışmasızdır.
Öte yandan, çekişmeli taşınmazın belediye sınırları içerisinde ve kadastro sırasında tespit dışı bırakılan yer olduğunun belirlenmesi halinde, 1966 yılında yürürlüğe giren 775 sayılı Kanunun 3/2 maddesinde öngörülen belediyeye devri gerekli taşınmazlardan olup olmadığının açıklığa kavuşturulması gerekeceği kuşkusuzdur. Şayet kanun gereğince belediyeye devri gereken yerlerden olduğu tespit edilirse, Hazinenin taşınmazda mülkiyetten kaynaklanan bir hakkının bulunmadığı gözetilerek Hazinenin davasının reddine karar verilmesi, diğer taraftan 775 sayılı Kanunun 3. maddesi her ne kadar 19.07.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4916 sayılı Kanun ile ilga edilmiş ise de bu tarihten önce doğmuş olan haklara etkili olmayacağı, bir başka ifadeyle kazanılmış hakkın korunması gerektiği açıktır. Ayrıca kapanmış yollar bakımından da 3194 sayılı Kanunun 17. maddesi hükmü uyarınca belediye adına tescilin öngörüldüğü ve 2644 sayılı Tapu Kanununun 21. maddesi hükmünün de kapanmış yolların içinde bulunduğu tüzel kişi adına tescili gerektiğini düzenlediği gözden uzak tutulmamalıdır.
Somut olaya gelince; dava konusu taşınmazın bulunduğu alanda... Belediyesinin 37 no'lu imar düzenlemesi yaptığı, daha sonra aynı bölgede ... Büyükşehir Belediyesi'nin imar uygulaması gerçekleştirdiği, her iki imar düzenlemesinin idari yargı yerinde iptal edilerek idari yargı kararlarının kesinleştiği, daha sonra dava konusu yerin yeni kurulan ... Belediyesi sınırları içinde kaldığı anlaşılmaktadır. Ancak, mahkemece çekişmeli taşınmazın imar uygulamaları öncesindeki niteliği kuşkuya yer bırakmayacak biçimde ortaya konulmamıştır. Mahkemece yapılan uygulama sonucu alınan teknik bilirkişilerin raporu hükme elverişli ve yeterli değildir. Fen bilirkişi rapor ve ek raporları kendi içlerinde çelişkilidir. Raporda ...Belediyesince imar uygulaması yapılırken 1306 sayılı parselin dağlık taşlık (tescil harici) kısımda ihdas edildiği, belirtilmişse de, bu husus tescil beyannamesine uymamaktadır. Zira 1306 sayılı parsel ... Belediyesi'nin yaptığı şuyulandırma işleminden sonra... Büyükşehir Belediyesi tarafından ihdas edilmiştir. Yine Bilirkişi raporunda 1306 nolu parselin tamamının yapılan 37 nolu uygulama da yolda
kaldığı belirtilmiş; ancak, çekişmeli yerin kadastral niteliği, birinci ve ikinci imar uygulaması öncesi ve sonrası nitelikleri kuşkuya yer bırakmayacak biçimde açıklanmadığı gibi; farklı bir deyişle, dava konusu taşınmazın Seyhan Belediyesi tarafından yapılan imar uygulaması sırasındaki vasfı, kadastro harici bırakılan bir yer olup olmadığı ve ne şekilde hangi işlemlere tabi tutulduğu, ihdasa konu olup olmadığı ve uygulama sonucu akıbeti (üzerinde yol, park, imar parseli vs meydana getirilip getirilmediği) ile ikinci yani davalı ... Belediyesi tarafından yapılan uygulama sırasındaki niteliği (yol, park, imar parseli vs), nereden ihdas edildiği net bir biçimde tespit edilmediği gibi, 1306 sayılı parselin ihdasına ilişkin tescil beyannamesinde "270 sayılı parselin yola terkinden" ihdas edildiği yazılmış olmasına rağmen bu husus üzerinde de durulmamıştır. Yine mahkemece 775 sayılı Yasanın mülga 3. Maddesi ile ilgili alınan ek bilirkişi raporu da yukarıda değinilen ilkeleri karşılar nitelikte olmadığı gibi mahkemece de anılan madde koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği yeterince araştırılmamış, dava konusu taşınmazın Hazine ile ilgisinin bulunup bulunmadığı ve belediyeye devri gereken yerlerden olup olmadığı açıkça belirlenmemiştir.
O halde, değinilen ilkeler ve yasal düzenlemeler doğrultusunda araştırma ve inceleme yapılması, tarafların tüm delillerinin toplanması, toplanan ve toplanacak olan deliller birlikte değerlendirilerek varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, noksan soruşturmayla yetinilerek yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu nedenlerle hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı ve davalılar Adana Büyükşehir Belediyesi ile Çukurova Belediyesi vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde davalılara iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 13.02.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy