MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 20.02.2006 gününde verilen dilekçe ile ipoteğin kaldırılması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 19.04.2017 günlü hükmün tavzihine yönelik 18.09.2014 tarihli ek kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, ipoteğin kaldırılması istemine ilişkindir.
Davacı, dava konusu 64 parsel sayılı taşınmazda kayıtlı iş hanının 1 ila 46 numaralı 46 adet bağımsız bölümü üzerindeki ... Karısı... lehine mevcut ipoteğin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı kayyım vekili davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulü ile 1 ile 46 bağımsız bölümler üzerinde bulunan ipoteğin kaldırılmasına karar verilmiştir ve bu karar 10.03.2009 tarihinde kesinleşmiştir.
Davacılar ... ve ..., tavzih dilekçesi ile kararda ipoteğin kaldırılmasına konu bağısız bölümlerin 1 ila 46 bağımsız bölümler değil, 1 ile 46 bağımsız bölümler olarak yazıldığını, bu durumun hükmün infazında tereddüde yol açtığını, dava dilekçesinde 46 adet bağımsız bölüm üzerindeki ipoteğin kaldırılmasının talep edildiğini ve mahkemece davanın kabul edildiğini, depo ettirilen bedelin de 46 bağımsız bölüme denk düştüğünü beyan ederek hükmün tavzihini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan inceleme sonunda; tavzih isteminin kabulüne, hüküm kısmındaki “...1 ile 46...” ibaresinin tavzihi ile “...1 ila 46 ...” olarak düzeltilmesine ve hükmün bu şekilde tavzihine karar verilmiştir.
Tavzih kararı, davalı kayyım vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Hükmün hangi hallerde tavzihinin istenebileceği 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 305. inci maddesinde düzenlemiştir. Buna göre; hüküm yeterince açık değilse veya icrasında tereddüt uyandırıyor yahut birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa, icrası tamamlanıncaya kadar taraflardan her biri hükmün açıklanmasını veya tereddüt ya da aykırılığın giderilmesini isteyebilir. Hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar tavzih yolu ile sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez.
Somut olayda; davanın kabulü ile, 1 ile 46 bağımsız bölümler üzerinde bulunan ipoteğin kaldırılmasına karar verilmiş ve bu karar 10.03.2009 tarihinde kesinleşmiştir. Mahkemece davacılar vekilinin tavzih isteminin kabulüne, hüküm kısmındaki “...1 ile 46...” ibaresinin tavzihi ile “... 1 ila 46 ...” olarak düzeltilmesine ve hükmün bu şekilde tavzihine karar verilmiş olduğu görülmüştür. Ancak tavzih yolu bir kanun yolu değildir. Bu yüzden tavzihle önceden kurulan hüküm değiştirilemez, sadece kurulan hükmün anlamı açıklanır.
Mahkemece karar verildikten sonra tavzih isteminin kabulü suretiyle “tavzih kararı” adı altında yeni bir hüküm kurulması mümkün olmadığından koşulları oluşmayan tavzih isteminin reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, tavzihe ilişkin kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatıranlara geri verilmesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
11.09.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy