MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 05.06.2014 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 18.12.2014 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, kişisel hakka dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa tazminat isteğine ilişkindir.
Davacı vekili, müvekkilinin ekonomik zorluk yaşayan murisi babası ...’a sağlığında 300.000 TL borç para verdiğini, murisin bunun karşılığında davalıdan bedelini ödeyerek satın aldığı ancak tapusunu üzerine almadığı 132 ada 4 parsel sayılı taşınmazdaki %50 payı davacıya devrettiğini, murisin borç olarak aldığı parayı ödeyemeden öldüğünü, bu nedenle davalı adına olan tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tescilini, dava konusu taşınmaz için davalıya ödenen kamulaştırma bedelinin %50’sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama aşamasında verdiği dilekçeyle dava konusu taşınmazın mülkiyetinin Karayolları Genel Müdürlüğü’ne geçtiğinden bahisle davaya alacak davası olarak devam edilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacı tarafından mirasbırakan ...’ın mirasının reddedildiğine dair kesinleşmiş mahkeme kararının bulunduğu, bu nedenle de davacının, murisinin imzasını taşıyan belgeye istinaden bir talepte bulunmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya kapsamına göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş ve reddi gerekmiştir.
2- Davadaki istek, miras yoluyla intikale değil, muris ... tarafından düzenlendiği bildirilen “BELGEDİR” başlıklı belgeye dayanılarak açılan tapu iptali ve tescil, olmazsa alacak isteğine ilişkindir. Anılan belgede “... 132 ada 4 parseldeki arsa ise ...’dan fiilen alınmış ancak resmi devir yapılmamıştır. Bu taşınmazların mülkiyetinin daha önce kendisinden 300.000 TL elden borç aldığım ...’a devredilmesini istiyorum. Bu konudaki her türlü devir hak ve alacaklarım alacaklı olan oğlum ...’a ait olup, bununla ilgili her türlü işlemi yapmaya yetkilidir.” hususlarının yazılı olduğu görülmüştür. Dosya içerisindeki tapu kaydından, dava konusu 132 ada 4 parsel sayılı taşınmazın 4540/19800 payının davalıya ait olduğu görülmüştür.
TMK’nın 706, TBK’nın 237 , Tapu Kanunu’nun 26, Noterlik Kanunu 89. maddesi uyarınca taşınmaz satışının geçerli olması için resmi şekilde düzenlenmiş olması zorunludur.
Tapulu taşınmazın satışını amaçlayan sözleşme haricen düzenlenmiş ise resmi şekil şartına uygun olmadığından mülkiyetin devri sonucunu doğurmaz.
Davacı, murisi babası Mustafa Şılbır tarafından düzenlenen “BELGEDİR” başlıklı belgeye dayanarak mülkiyetin babası tarafından kendisine devredildiğini ileri sürerek talepte bulunmuş ise de, murisinin edinemediği hakkı davacıya temlikinin mümkün olmayacağı gözetildiğinde tapu iptali ve tescil talebinin reddi bu gerekçeyle yerindedir.
Öte yandan, davacı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tazminat istemiş ise de harici satın alma iddiası kanıtlanamadığından tazminat isteğinin de dinlenemeyeceği açıktır.
Davanın bu gerekçeyle reddi gerekirken yazılı gerekçeyle reddi doğru değil ise de hüküm sonucu esas bakımından usul ve kanuna uygun olduğundan HUMK’nın 438/son maddesi gereğince hükmün gerekçesinin değiştirilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle (1) numaralı bent uyarınca davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bent gereğince temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün gerekçesinin yukarıdaki şekilde DEĞİŞTİRİLEREK DÜZELTİLMİŞ bu gerekçe ile ONANMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 22.01.2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy