(5237 S. K. m. 103)
Dava: Çocuğun nitelikli cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından sanık F.S.'un yapılan yargılaması sonunda; atılı suçlardan mahkumiyetine dair Denizli 3. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 28.7.2011 gün ve 2010/90 Esas, 2011/237 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtay'ca duruşmalı incelenmesi sanık müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğnameyle Daireye gönderilmekle 25.04.2012 Çarşamba saat 13.30'a duruşma günü tayin olunarak sanık müdafiine çağrı kağıdı gönderilmişti.
Belli günde Hakimler Kurulu duruşma salonunda toplanarak Yargıtay Cumhuriyet Savcılarından M.Ö. hazır olduğu halde oturum açıldı. Yapılan tebligat üzerine dosyadaki görevlendirmeye dayanarak sanık F.S. adına gelen vekili huzura alınarak duruşmaya başlandı.
Duruşma isteğinin süresinde ve yerinde olduğu anlaşıldıktan sonra uygun görülen talep ve mütalaa dairesinde sanık F.S. hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçuyla ilgili olarak duruşmalı inceleme yapılmasına oybirliğiyle karar verilerek tefhim olunduktan sonra işin açıklanmasına dair raportör üye tarafından düzenlenen rapor okundu.
Raportör üye rapora ilave edecek bir cihet bulunmadığını bildirdi.
Sanık müdafii temyiz layihasını açıklayarak savunmada bulunup müvekkili hakkındaki hükmün bozulmasını istedi. Yargıtay Cumhuriyet Savcısı tebliğname içeriğini tekrar etti.
Son sözü sorulan sanık müdafii savunmasına ilave edecek bir cihet bulunmadığını bildirmekle dosya incelenerek karar verilip tefhim olunmak üzere duruşma 9.5.2012 Çarşamba saat 13.30'a bırakılmıştı. Belli günde oturum açıldı. Dava evrakı incelenerek aşağıda yazılı karar ittihaz olundu:
Karar: Mağdurenin ilk olayın olduğu iddia edilen tarihten bir buçuk yıl kadar sonra 26.02.2010 günü sanığın yazdığı notu almasının ardından rehber öğretmen tanık S.'ya yer ve zaman belirtmeksizin bir tecavüz olayından bahsedip, kollukta verdiği ifadesinde 2008 yılında sanığın evinde gerçekleştiğini iddia ettiği cinsel istismar olayından söz ettiği, 2009 yılı Aralık ayındaki 2. olaydan ise hiç bahsetmediği, duruşmadaki 7.5.2010 tarihli ifadesi öncesinde mahkeme heyetince "mağdurun ifadesi tutanağa geçirilmeye başlanmadan sorulan sorulara verdiği yanıtlarda çekinik, çelişkili, anlatımlarda bulunduğu, sanığın evinde cinsel istismar meydana gelmediğini iki kez cinsel istismara uğradığını ve her ikisinin de otobüste meydana geldiğini ifade ettiği, önceki ifadelerindeki meydana geldiğini ifade ettiği, önceki ifadelerindeki çelişkiler sebebiyle kendisine sorular sorulduğunda sorulan soruları tam ve açık olarak yanıtlamadığı gözlendi" hususlarının duruşma tutanağına geçirildiği anlaşılmış bulunması, mağdurenin aşamalardaki önemli çelişkiler taşıyan anlatımları, sanığın kızı ve mağdurenin kuzeni olan tanık B.a sanığın eşi, mağdurenin halası olan tanık Yaşariye'nin anlatımları ve tüm dosya içeriği karşısında; mağdurenin uzun sayılacak bir süre sanığa isnat ettiği eylemlerden kimseye söz etmemesi ve ilk olayla ilgili anlatımlarının hayatın olağan akışına uygun bulunmaması, tanık beyanlarının hiç bir şekilde olaylarla ilgili olarak mağdurenin çelişkili anlatımlarını asgari biçimde dahi teyit etmemesi, sanığın savunmasında mağdurenin önceden erkek arkadaşıyla cinsel ilişkiye girmesi ve ailesince dışlanması itibarıyla kendisinin mağdureyi takip altına aldığını ve son olayda mağdureye gönderdiği pusulanın bu nedene dayalı olduğunu beyan etmesi ve tüm dosya içeriği karşısında, söz konusu pusulaya göre sanığın mağdureden cinsel olarak yararlanmak istemesi söz konusu olsa bile, bunun ileriye yönelik bir amaç olduğu, davaya konu suçları işlediğine dair kanıt sayılamayacağı göz önüne alınarak sanığın üzerine atılı eylemleri işlediğine dair kuşkudan öte, kesin ve inandırıcı kanıt elde edilemediği gözetilip atılı suçlardan beraatine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde mahkumiyetlerine hükmedilmesi,
Sonuç: Kanuna aykırı, sanık müdafiin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görüldüğünden, hükümlerin 5320 Sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek C.M.U.K.nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma nedenine göre sanığın tahliyesine, başka suçtan tutuklu veya hükümlü değilse salıverilmesi hususunun mahalline en seri vasıtayla bildirilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına müzekkere yazılmasına, 02.05.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy