(5237 S. K. m. 43, 102) (765 S. K. m. 80, 414)
Dava: Beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde nitelikli cinsel saldırı suçundan sanık Ö. R.'nun yapılan yargılaması sonunda; atılı suçtan mahkumiyetine dair Kastamonu Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 22.09.2011 gün ve 2010/161 Esas, 2011/180 Karar sayılı re'sen de temyize tabi hükmün süresi içinde Yargıtayca incelenmesi sanık müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğnameyle Daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: İlk eylem tarihini kolluktaki ifadesinde 1995 yılı olarak belirten, Cumhuriyet Savcılığındaki 25.07.2010 tarihli beyanında ise 10 yıl önce olarak söyleyen ve ifadeleri arasında önemli çelişkiler bulunan mağdurenin, bu kadar süre sonra sanığın kendisinin zor ve tehditle defaatle ırzına geçtiğine dair iddiasının samimi olamayacağı, sanığın eylemlerin mağdurenin rızasıyla olduğuna ilişkin savunmasının aksine mağdurenin samimiyeti kuşkulu anlatımı dışında kesin ve inandırıcı kanıt elde edilemediği, ancak sanığın kolluk ve Cumhuriyet Savcılığında mağdurenin kocası, kendisinin de yeğeni olan A. R.'nun askerdeyken 1995 yılı Kurban Bayramında ilk kez rızaen ilişkiye girip, bu ilişkilerinin devam ettiğini, Sulh Ceza Mahkemesindeki sorgusunda mağdure ile 16 senedir ilişkisinin bulunduğunu zor iddiasının doğru olmadığını, duruşmada ise ilişkilerinin 12-13 yıldır sürmekte bulunduğunu savunması karşısında, nüfus kaydına göre 01.06.1982 doğumlu olan mağdurenin A. R. ile 09.02.1999 tarihinde evlenmiş bulundukları nazara alınarak, kocası A.'nin hangi tarihte askerlik yaptığı merciinden sorulup saptandıktan, resmi evliliklerinden önce de mağdure ve kocası A. arasında gayriresmi evliliklerinin bulunup bulunmadığı da soruşturulup belirlendikten sonra, ilk suç tarihi kesin olarak tespit edilerek, o tarihte mağdurenin 15 yaşından küçük olduğunun anlaşılması halinde, suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK. nın 414/1, 80. maddelerinde düzenlenen suçun oluşacağı gözetilip, lehe aleyhe kanun değerlendirmesi yapıldıktan sonra karar verilmesi gerekirken eylemlerin zorla olduğu kabul edilerek ve gerçek suç tarihi de belirlenmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
Nitelikli cinsel saldırı suçundan hüküm kurulurken, 5237 sayılı TCK. nın 43 üncü maddesiyle yapılacak artırımın, netice değil eylemler teselsül ettiğinden TCK. nın 102/5 inci maddesinden önce hasıl olan ceza üzerinden yapılıp, bulunan miktarın 102/5 inci maddesindeki cezaya eklenmesiyle hüküm kurulması gerekirken, 43 üncü maddenin 102/5 inci maddesinden önce uygulaması,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, re'sen de temyize tabi hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1 inci maddesi de gözetilerek CMUK. nın 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, 26.04.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy