(5237 S. K. m. 103) (2659 S. K. m. 15)
Dava: Çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan sanık R.B.'nin yapılan yargılaması sonunda; beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan mahkumiyetine dair Kayseri 1. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 28.10.2011 gün ve 2010/177 Esas, 2011/362 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay'ca incelenmesi sanık ve müdafii tarafından istenilmesi ve sanık müdafiin incelemenin de duruşmalı yapılmasını talep etmesi üzerine; dosya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğnameyle Daireye gönderilmekle 6.6.2012 Çarşamba günü saat 13:30'a duruşma günü tayin olunarak sanık müdafiine çağrı kağıdı gönderilmişti.
Belli günde Hakimler Kurulu duruşma salonunda toplanarak Yargıtay Cumhuriyet Savcılarından Ö. B. hazır olduğu halde oturum açıldı.
Yapılan tebligat üzerine dosyadaki vekaletnameye dayanarak sanık R.B. adına gelen vekili huzura alınarak duruşmaya başlandı.
Duruşma isteğinin süresinde ve yerinde olduğu anlaşıldıktan sonra uygun görülen talep ve mütalaa dairesinde sanık hakkında duruşmalı inceleme yapılmasına oybirliğiyle karar verilerek tefhim olunduktan sonra işin açıklanmasına dair raportör üye tarafından düzenlenen rapor okundu.
Raportör üye rapora ilave edecek bir cihet bulunmadığını bildirdi.
Sanık müdafii temyiz layihasını açıklayarak savunmada bulunup müvekkili hakkındaki hükmün bozulmasını istedi. Yargıtay Cumhuriyet Savcısı tebliğname içeriğini tekrar etti.
Son sözü sorulan sanık müdafii savunmasına ilave edecek bir cihet bulunmadığını bildirmekle dosya incelenerek karar verilip tefhim olunmak üzere duruşmanın 20.6.2012 Çarşamba günü saat 13:30'a bırakılmasına oybirliğiyle karar verildi. Belli günde oturum açıldı. Dava evrakı incelenip gereği düşünülmüş olduğundan aşağıda yazılı karar ittihaz olundu:
Karar: Mağdurenin yaşının suçun oluşumuna ve niteliğine etkisi bakımından, mağdurenin dosyada mevcut film, gramer ve sağlık kurulu raporuyla birlikte Adli Tıp Kurumuna gönderilerek gerçek yaşının bilimsel biçimde saptanmasından sonra sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, içinde röntgen uzmanı olmayan heyetçe verilen yetersiz raporla yetinilmesi ve ayrıca, mağdurenin 3.2.2010 tarihli Konya Eğitim araştırma Hastanesi raporunda meydana gelen olayla ilgili olarak bir yerden bir yere gitme, o yerde kalma, rızaen cinsel ilişkiye girme fiillerinin hukuki anlam ve sonuçlarını anlama ve davranışlarını yönlendirme yeteneğinin gelişmemiş olduğunun belirtilmesi, yine 11.5.2011 tarihli Adli Tıp Kurumu raporunda mağduru bulunduğu olayın hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişmediği belirtildikten sonra, çelişki oluşturacak şekilde aynı raporda mevcut olan zeka geriliğinin hekim olmayanlarca anlaşılamayacağı, beyanlarına itibar edebileceğinin belirtilmesi karşısında, çelişkilerin giderilmesi amacıyla Adli Tıp Kurumu Kanununun 15 inci maddesi uyarınca Adli Tıp Kurumu Genel Kurulundan, mağdurenin suç tarihinde akıl hastalığı veya zayıflığının bulunup bulunmadığı, davranışlarını yönlendirme yeteneğinin bulunup bulunmadığı, fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişip gelişmediği, (5237 Sayılı T.C.K.nın 103/1-a maddesi kapsamında olup olmadığı), hastalığının hekim olmayanlarca anlaşılıp anlaşılamayacağı ve ifadelerine itibar edilip edilemeyeceği hususlarında rapor alındıktan sonra sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik tahkikatla yazılı şekilde hüküm kurulması,
Sonuç: Kanuna aykırı, sanık ve müdafiin temyiz itirazlarıyla sanık müdafiin duruşmalı inceleme sırasındaki savunmaları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeple 5320 Sayılı Kanunun 8/1 inci maddesi gözetilerek C.M.U.K.nın 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, temyiz harcının istenmesi halinde iadesine, 14.06.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy