(5271 S. K. m. 318) (5237 S. K. m. 102, 109)
Dava ve Karar: Beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde nitelikli cinsel saldırı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından sanıklar A. K., R. A., Ö. A., L. A.'ın ve beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde basit cinsel saldırı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından sanık N. K.'nın yapılan yargılamaları sonunda; atılı suçlardan mahkumiyetlerine dair Hatay 1. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 27.10.2011 gün ve 2009/325 Esas, 2011/288 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtay'ca incelenmesi sanıklar müdafileri ile O Yer Cumhuriyet Savcısı tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğnameyle Daireye gönderilmekle incelendi;
Sanık Ö. müdafiin duruşmalı inceleme talebinin kanuni süreden sonra yapılması nedeniyle 5320 s. Kanunun 8/1 inci maddesi gözetilerek CMUK. nın 318 inci maddesi gereğince reddiyle, incelemenin duruşmasız yapılmasına karar verilmekle gereği düşünüldü:
Nüfus kaydına göre, 09.02.1990 doğumlu olup, suç tarihlerinde 19 yaşı içinde bulunduğu anlaşılan mağdurenin, aşamalardaki eylemlerin zorla olduğuna ilişkin anlatımları çelişkilerle dolu olduğu gibi, bir kısım beyanlarının hayatın olağan akışına aykırı ve tutarsız bulunduğu, babası müşteki S. K.'nın 28.07.2009 tarihli duruşmadaki, gelenekleri ve düşünce tarzına ilişkin beyanı itibarıyla, cinsel içerikli herhangi bir yanlış davranış yapması halinde ailesinin kendisine ve başkalarına büyük zarar verebileceğini düşünen mağdurenin, dosya içeriğinden kendisini daha evvel tanıdığı ve evine gidip geldiği anlaşılan sanık L.'nın evine 26.12.2008 tarihinde gitmesini izleyen gece, kendisini ailesine karşı hata yapmış durumdan kurtarmak amacıyla, tanık A. K.'nun anlatımından da anlaşıldığı üzere ailesinden gizli olarak alıp, kullandığı cep telefonundan, bu telefon başkasınınmış gibi, bilmediği bir evde zorla tutulduğuna ilişkin babasına mesaj göndermiş olduğu, suç tarihinin başlangıcı olan 26.12.2008 tarihi ile bu eve polisin gelmesiyle eylemlerin sona erdiği 31.12.2008 tarihi arasındaki günlerde şehir içerisinde bulunan sanık L.'ya ait evde zorla tutulduğuna ve kendisine zorla cinsel saldırıda bulunulduğuna dair hiç bir kimseye ciddi sayılacak bir beyan ve tavrının, bağırıp, yardım isteme şeklinde bir hareketinin bulunmadığı, bu süre içerisinde sanık L.'yla birlikte alışverişe gittiğine dair tuhafiye işyeri işleten tanık F. H.'in anlatımı, sanık L.'nın evine misafir olarak gelen tanık C. E.'nin beyanı ve bu beyanı teyit eden, daha sonra dosyaya ibraz edilmiş olan fotoğraflardaki görüntüler ve polisçe düzenlenen olay tutanağı içeriğiyle mümzilerinin anlatımları, mağdurenin babasına mesaj çektiği, aslında kendi adına olduğu halde, başkasına ait bulunduğunu söylediği cep telefonu numarasının kolluğa ailesince bildirilmesi üzerine yapılan araştırma ve incelemeler sonucu tespit edilen sanık L.'ya ait eve, polis memurlarının gelip kapıyı çalarak içeridekileri dışarıya çıkarması sırasında, bulunduğu odanın kapısı kilitli olmadığı anlaşılan mağdurenin hemen dışarıya çıkmayıp, burada sessizce beklediği, polislerin dışarıya çıkardıklarının kimlik kontrolünü yapmasından ve içeride başka kimse olup olmadığını sormasından sonra, bulunduğu odadan imdat ister şekilde bağırmaya başlaması ve polislerin bu odaya girmesi üzerine zorla tutulmakta bulunuyorcasına davranışlarda bulunması şeklindeki tavrının da samimiyetten uzak ve bir mizansen niteliğinde olduğu, muayenesi sonucu düzenlenen 01.01.2009 tarihli doktor raporunda belirtilen boyun ve her iki bacaktaki ekimozların mağdureye zor uygulandığının kesin delili sayılmayıp, rızaen sevişme veya başka nedene dayalı olarak meydana gelmesinin mümkün olabileceği, mağdurenin bu olay nedeniyle kollukta ifadesi alınırken, 2-3 ay öncesi gerçekleştiğini iddia ettiği olayla ilgili olarak da sanıklar Ö. ve A.ye ilişkin zor iddiasında bulunduğu, söz konusu olay hakkında, o güne kadar herhangi bir şikayetinin bulunmaması ve tüm dosya içeriği karşısında; sanıkların savunmalarının aksini gösterir, mağdurenin samimiyeti kuşkulu, tutarsız ve kendisini ailesinden korumaya yönelik olarak planladığı mizansen niteliğinde görülen anlatımları dışında sanıkların eylemlerinin zorla olduğuna dair, kesin ve inandırıcı kanıt bulunmadığı gözetilmeyerek beraatleri yerine yazılı şekilde mahkumiyetlerine karar verilmesi,
Sonuç: Kanuna aykırı, sanıklar müdafileri ile O Yer Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin 5320 s. Kanunun 8/1 inci maddesi gözetilerek CMUK. nın 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre, tutuklu sanıklar A. K., R. A., Ö. A. L. A.'ın tahliyesine, hakkında hükmen yakalama çıkartılmış bulunan sanık N. K. hakkındaki yakalama kararının kaldırılmasına ve bu suçlar nedeniyle tutuklanıp cezaevine konulmuş ise tahliyesine, sanıkların başka suçtan tutuklu veya hükümlü olmadıkları takdirde derhal salıverilmeleri hususunun mahalline en seri vasıtayla bildirilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına müzekkere yazılmasına, 31.05.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy