(5271 S. K. m. 264) (5237 S. K. m. 103)
Dava: Beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun basit cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve konut dokunulmazlığının ihlali suçlarından sanık A.K.'ın yapılan yargılaması sonunda atılı suçlardan mahkumiyetine, konut dokunulmazlığının ihlali suçundan kurulan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair Balıkesir 1. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 16.9.2011 gün ve 2010/270 Esas, 2011/163 Karar sayılı hükümlerin sanık ve sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi ve incelemenin de duruşmalı yapılmasının talep edilmesi üzerine; dosya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 13.2.2012 tarihli tebliğnamesiyle daireye gönderilmekle 9.5.2012 Çarşamba saat 13.30'a duruşma günü tayin olunarak sanık müdafiine çağrı kağıdı gönderilmişti.
Belli günde Hakimler Kurulu duruşma salonunda toplanarak Yargıtay Cumhuriyet Savcılarından Mehmet Özkılıç hazır olduğu halde oturum açıldı. Yapılan tebligat üzerine ibraz ettiği vekaletnameye dayanarak sanık A.K. adına gelen vekili huzura alınarak duruşmaya başlanıldı.
Aynı sanığın diğer Avukatı S.S.'nin çektiği telgrafla ve UYAP üzerinden gönderdiği dilekçede Balıkesir 2. Sulh Hukuk ve Gömeç Asliye Ceza Mahkemelerinde duruşmalarının olduğu sebebiyle mazeret dilekçesi gönderdiği anlaşıldı. Ancak Yargıtaydaki duruşmaların öncelik arz etmesi sebebiyle Av. S.S.'nin mazeretinin reddine karar verilmekle,
Duruşma isteğinin süresinde ve yerinde olduğu anlaşıldıktan sonra uygun görülen talep ve mütalaa dairesinde sanık hakkında duruşmalı inceleme yapılmasına oybirliğiyle karar verilerek tefhim olunduktan sonra işin açıklanmasına dair raportör üye tarafından düzenlenen rapor okundu.
Raportör üye rapora ilave edecek bir cihet bulunmadığını bildirdi.
Sanık müdafii temyiz layihasını açıklayarak savunmada bulunup müvekkili hakkındaki hükmün bozulmasını istedi. Yargıtay Cumhuriyet Savcısı tebliğname içeriğini tekrar etti.
Son sözü sorulan sanık müdafii savunmasına ilave edecek bir cihet bulunmadığını bildirmekle dosya incelenerek karar verilip tefhim olunmak üzere duruşmanın 23.05.2012 Çarşamba saat 13.30'a bırakılmasına oybirliğiyle karar verildi. Belli günde oturum açıldı. Dava evrakı incelenip gereği düşünülmüş olduğundan aşağıda yazılı karar ittihaz olundu.
Sanık hakkında konut dokunulmazlığının ihlali suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın itirazı kabil olup temyiz yeteneği bulunmadığından, sanık müdafiin temyizinin C.M.K.nun 264. maddesi hükmüne göre itiraz niteliğinde olduğunun kabulüyle bu husustaki incelemenin mahallinde itiraz merciince yapılması mümkün görüldüğünden, temyiz incelemesinin sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından kurulan hükümlerle sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Karar: Suç tarihi itibariyle nüfus kaydına göre 10 yaşında bulunan mağdure hakkında Balıkesir Atatürk Devlet Hastanesi çocuk ve ergen psikiyatri uzmanı tarafından verilen 09.06.2010 tarihli raporda mağdurenin zekasının klinik olarak Hafif Düzeyde Mental Retarde izlenimi vermekte bulunduğu, zeka testi sonucuna göre ıq düzeyinin 71 (Sınırda Mental İşlevsellik )olduğu belirtilmiş, Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulunca muayenesi yapılmak suretiyle düzenlenen 29.11.2010 tarihli raporda özetle; mağdurede klinik olarak Hafif Mental Retardasyon ve Posttravmatik Stres Bozukluğu tespit edilip beyanlarına itibar edilebileceğine dair muayene kaydından söz edildiği halde, sonuç bölümünde kendisinde saptanan Hafif Mental Retardasyonu denilen akıl zayıflığı sebebiyle vermiş olduğu ve vereceği ifadelere ancak ana hatları ile ve kuvvetli delillerle desteklendiği takdirde itibar edilebileceğinin belirtilmesi karşısında, mağdurenin beyanlarına itibar edilip edilemeyeceği hususunda, söz konusu adli tıp raporunda çelişki bulunduğu gözetilerek, dava dosyasının ve gerektiğinde mağdurenin Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu'na gönderilerek, kendisinde var olduğu belirtilen zeka geriliği sebebiyle olaya dair beyanlarına itibar edilip edilemeyeceği hususunda herhangi bir duraksamaya sebebiyet vermeyecek şekilde nihai rapor alındıktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilip sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, bu husus yerine getirilmeden eksik soruşturmayla yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması,
Sonuç: Kanuna aykırı, sanık ve sanık müdafiin temyiz itirazları ve duruşmalı inceleme esnasındaki sözlü savunmaları yerinde görüldüğünden hükümlerin 5320 Sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek C.M.U.K.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, temyiz harcının istenmesi halinde iadesine, 22.05.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy