(5237 S. K. m. 26, 104)
Dava ve Karar: Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 11.03.2008 gün ve 2007/253 Esas, 2008/82 sayılı Kararında da açıklandığı üzere 5237 sayılı TCK.nın 26/2 nci maddesindeki "kişinin üzerinde mutlak surette tasarruf edebileceği bir hakkına ilişkin olmak üzere, açıkladığı rızası çerçevesinde işlenen fiilden dolayı kimseye ceza verilmez" düzenlemesi karşısında; dosyada bulunan nüfus kaydına göre 26.03.1995 doğumlu olup suç tarihinde 15 yaşını doldurmuş olan mağdureye karşı rızasıyla cinsel ilişki boyutuna varmayan cinsel davranışlar nedeniyle hukuka aykırılıktan söz edilemeyeceğinden sanığın beraati yerine, yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
Kabule göre de;
Reşit olmayanla cinsel ilişki suçunun takibi şikayete tabi olup, suç tarihinde 15 yaşını doldurmuş olan mağdure D.'nın 11.04.2011 tarihli celsede şikayetçi olmadığını bildirmesine rağmen, şikayet yokluğu nedeniyle davanın düşürülmesi yerine, atılı suça teşebbüsün mümkün olduğu da kabul edilerek sanığın mahkumiyetine karar verilmesi,
TCK.nın 104 üncü maddesinin yaptırımının Kanunda 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezası olarak belirlenmesine rağmen, mahkemece sanık hakkında temel ceza olarak doğrudan 180 gün adli para cezasına hükmedilmesi,
Kanuna aykırı, sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, kazanılmış hak saklı kalmak kaydıyla 5320 s. Kanunun 8/1 inci maddesi gözetilerek CMUK.nın 321 ve 326 ncı maddeleri uyarınca bozulmasına, 27.06.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy