(818 S. K. m. 355, 362)
Dava ve Karar: Dava, davaya dayanak olan istisna sözleşmesinin 9. maddesi uyarınca davalılar lehine tesis edilen ipoteğin terkinine ilişkindir. Bu sözleşmenin 14. maddesinde aynen anlaşmazlıklar tarafların tayin edeceği ve meslek odasından çağrılacak birer mimardan kurulu hakem heyetince çözümlenecektir. Bu heyet tarafından çözümlenmeyen problemler için İzmir Mahkemeleri yetkilidir demişlerdir. Bu haliyle çekişmenin halli için hem hakemleri, hem de mahkemeyi görevli kabul etmişlerdir. Genel ilke olarak bir hukukî çekişmenin çözümünde asıl görevli mercii mahkemeleridir. Tarafların sözleşmeyle bu konuda hakemleri yetkili kılması istisna bir işlemdir. Bu nedenle tahkim sözleşmesinde taraflar hem hakemleri hem de tabii mercii olan mahkemeleri görevli kabul edemezler. Bu tür tahkim sözleşmeleri geçersiz olduğundan çekişmenin davanın olduğu mahkemede çözümlenmesi şarttır.
Dava konusu ipotek istisna sözleşmesinin 5. maddesinde yazılı hususların teminatı olarak tesis edilmiştir. Yapının kullanma izninin alındığı, su, elektrik, havagazının bağlandığı çekişmesizdir. Ancak davalılar yapının anlaşma şartlarına uymadığını, doğramalarda çatlamalar, boyalarda bozukluklar olduğunu savunmuşlardır. Davalılar vekili 21.1.1975 tarihli oturumda taşınmazı teslim aldıklarını, ancak bir senelik sürenin beklenmesi gerektiğini açıkça beyan etmiştir. Borçlar Yasasının 362. maddesi uyarınca davalılar taşınmazı itirazsız teslim aldıklarına göre görünür (aşikar) ayıplardan dolayı davacı müteahhidi ibra etmişlerdir. Bu itibarla artık doğrama ve boyalara ilişkin savunmaları yersizdir. Sözleşmenin 3. maddesindeki ibra gerçekleşmiştir. Bu maddenin son fıkrası yazılışından da açıkça anlaşıldığı üzere ibra kapsamı dışında kaldığından müteahhidin 1 yıllık sorumluluğuna ait bu fıkranın ipoteğin terkiniyle ilişkisi yoktur.
Sonuç: Bu suretle sözleşmenin 9. maddesi koşulları tahakkuk ettiğinden davanın kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy