(743 S. K. m. 650) (766 S. K. m. 31)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 8.11.1978 gününde verilen dilekçe ile Medeni Kanunun 650. maddesi gereğince tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; Davanın reddine dair verilen 1.3.1979 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle,
Karar: Dava konusu taşınmazın tapulama sonucu tescil tarihi 28.9.1966'dır. Davacı 8.11.1978 günlü dava dilekçesiyle bu taşınmaza davalının rızasıyla 30 sene önce ev yaptığını, evin değerinin arsa değerinden fazla olduğunu beyanla temliken tescilini istemiştir. 766 sayılı Tapulama Yasasının 31. maddesi büyük harcamalar yapılarak tapulama yoluyla oluşan sicilleri korumak için sükutu hak süresi öngörmüştür. Buna göre bu sicillerde belirtilen haklara tescilleri tarihinden itibaren on sene geçtikten sonra tapulamaya takaddüm eden sebeplere dayanılarak itiraz olunamaz. Bu sebepler mutlak anlamda kullanılmıştır. Tapulama mahkemesinin görevine giren sebepler olup olmaması konusunda bir ayrım kabul edilmemiştir. Davaya konu olayda temliken tescil hakkı (sebebi) tapulama tesbit ve tescilinden çok evvel doğmuş olduğundan tescil tarihi üzerinden de on sene fazlasıyla geçmiş bulunduğundan sükutu hak gerçekleşmiştir.
Sonuç: Bu nedenlerle temyiz itirazlarının reddiyle Usul ve Yasa'ya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda belirtilen onama harcının temyiz edenden alınmasına oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
766 sayılı Tapulama Kanunu'nun 31. maddesi hükmüne göre sicilde belirtilen haklara tescilleri tarihinden itibaren on sene geçtikten sonra tapulamaya takaddüm eden sebeplere dayanılarak itiraz olunamaz ve dava açılamaz. Medeni Kanunun 650. maddesine dayalı temlik ve tescil isteğine ilişkin dava açılmakla yenilik doğuran bir hak kullanılmış olur.
766 sayılı Kanunun 47. maddesinin son fıkrası hükmü gereğince muhdesata tebaan temellük gibi mahkemeden ihdas edici nitelikte hüküm almayı gerektiren isteklerin incelenmesi tapulama mahkemesinin görevi dışındadır. Bu hükümden varılan sonuca göre on yıllık sürenin uygulanabilmesi için tapulama tesbitine girebilen, itiraz edilebilen ve gerektiğinde tapulama mahkemesinde dava açılabilen bir konu bulunmalıdır. Bu olmadığına, üzerinde durdukça Medeni Kanunun 650. maddesi hükmüne dayalı hakkını bir kimse her zaman kullanabileceğine, bunun için hak düşürücü süre söz konusu olamayacağına ve özellikle zamanaşımına da konu teşkil etmeyeceğine göre çoğunluk görüşüne karşıyım. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy