(1086 S. K. m. 440)
Davacılar, 13.6.1956 gün ve 26/272 sayılı kesinleşen sulh sözleşmesine dayanarak, bu sözleşmede yazılı taşınmazların adlarına tescilini istemişlerdir. Davalı sulh sözleşmesi üzerinden on yıldan çok fazla süre geçtiğini ileri sürerek zamanaşımı savunmasında bulunmuş, mahkeme bu savunmayı yerinde görerek davayı reddetmiş, dairemizce mahkeme kararı bozulmuş davalı mirasçıları, karar düzeltme isteğinde bulunmuşlardır.
Düzeltilmesi istenen dairemiz ilamında da açıklandığı veçhile, sulh sözleşmesi üzerinden zamanaşımı süresi geçtikten sonra davacılar tapu işlemi için davalıya ihtarname göndermişler, davalı Saime İstanbul 9. Noterliği aracılığı ile verdiği 3.6.1969 tarihli cevapta, aynen (sulhnamede zikrolunan gayrimenkullerin tapuda gerekli devri için tarafımdan bir imtina bahis konusu değildir. Gerekli bütün masraflar tarafınızdan ihtiyar edilmek üzere bildirilecek olan günde tapuda hazır bulunulacaktır) denmiştir. Bu sözler borcun tanındığına ilişkin ve ikrarı kapsayan bir irade beyanıdır. Bu beyan zamanaşımı savunmasında bulunmaktan vazgeçildiğini ifade eder. Vazgeçilen bir hakkın sonradan tekrar kullanılması hukuken mümkün değildir. Zamanaşımı savunmasından vazgeçilmesi için bir davanın varlığı gerekmez. Bütün def'ilerin olduğu gibi, alacaklıya karşı yöneltilmiş tek taraflı ve şekilsiz bir irade beyanı yeterlidir.
Bu vazgeçme açıkça olabileceği gibi olayımızda olduğu veçhile borcun tanınması şeklinde zımni de olabilir. Zamanaşımından vazgeçilmesi yeni bir borç tesisine denk bir hukuki sonuç doğurur. Doktrin de aynı görüşü paylaşmaktadır. Örneğin, Prof. Dr. Kenan Tunçomağ'ın 1972 basımlı Borçlar Hukuku kitabının 1. cild, sayfa 764-765'de yabancı bilgin Tuhr - Oser - Becker'in konuyla ilgili dilimize çevrilen eserlerinde aynı görüş benimsenmiştir. Bu nedenle zamanaşımına ilişkin karar düzeltme isteği yerinde görülmemiş, taşınmazın iştirakli olup olmadığı, sulh sözleşmesinin ifa olanağı bulunup bulunmadığı konuları davanın esasıyla ilgili olup mahkemece bu hususta inceleme yapılmadığından şimdilik karar düzeltme dilekçesinde ileri sürülen bu yönler üzerinde durulmamıştır.
Yukarıda açıklanan ve dairemiz ilamında belirtilen nedenlerle yerinde olmayan ve HUMK. nun 440. maddesinde yazılı hallerinden hiçbirisine uymayan karar düzeltme isteğinin REDDİNE oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy