(2004 S. K. m. 290)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı Vahap aleyhine 12.4.1979 gününde verilen dilekçe ile, tapuda davalı adına kayıtlı taşınmazın, satış vaadi sözleşmesi gereğince müvekkili adına tescili istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda ; davanın kabulüne dair verilen 20.9.1979 günlü hükmün Yargıtay`ca incelenmesi, taraf vekillerince istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü :
Karar: Dava; satış vaadi sözleşmesine dayanılarak, davalı adına kayıtlı taşınmazın tescili istemine ilişkindir.
Mahkemece dava kabul edilmiş, ancak davalının içinde bulunduğu özel durum nedeni ile, masraf ve vekalet ücretiyle yükümlü tutulamayacağına karar verilmiştir.
Özel durum ; davaya konu olan satış vaadi sözleşmesi 31.1.1979 tarihinde yapılmış olup, taşınmazın tapusunun verilmesi için kararlaştırılan 15.3.1979`dan önce, davalının borçlarından dolayı 12.3.1979 gününde konkordato mehli içine girmiş bulunmasıdır.
Bir davada taraflar arasında var olan hukuksal durumun dışında, tümüyle bir tarafın eyleminden doğan ve yalnız onu ilgilendiren bir olayla diğer tarafı sorumlu tutmaya ve onu zararlı kılmaya olanak yoktur.
İİK`nin 285-309. maddelerinde yer alan konkordato koşulları var olduğu takdirde, borçlarını ödeyemeyecek hale gelen borçlunun iflastan kurtulmak için aman dilemesi sonucu uygulanan hafifletilmiş bir kollektif icra müessesesidir.
Satış vaadi sözleşmesi, konkordato isteminden aylar önce düzenlenmiş, bedel ödenmiş ve tapuya şerh verilmiş olması itibariyle konkordato dışında kaldığının kabulü doğrudur. Ancak; tamamen davalının eyleminden doğan konkordato nedeniyle davalının vekalet ücreti ve yargılama giderleri ile de sorumlu tutulması gerekli iken, aksine yazılı olduğu şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Kabule göre; tesis edilen hükümde çelişkiye düşülmüştür. Dava açılmasında davalının kusuru bulunmadığı kabul edilerek, vekalet ücreti ve yargılama giderleriyle yükümlü tutulmamış olduğu halde, ilam harcı ile sorumlu tutulması doğru değildir. Zira, bunların tümünün yargılama giderleri`nden olduğu HUMK`nin 423. maddesinde belirtilmiş bulunmaktadır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle ;
a) Davalının temyiz itirazlarının reddi ile hükmün esasla ilgili bölümünün ONANMASINA,
b) Davacı vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün yargılama giderleri ile ilgili kısmının BOZULMASINA 6.3.1980 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy