(743 S. K. m. 796)
Dava: Davacılar vekili tarafından, davalı T.İş Bankası ........ Sanayi Şubesi Müdürlüğü aleyhine 6.5.1977 gününde verilen dilekçe ile davacıların tüm payları üzerinde davalı lehine konulan ipoteğin bağımsız bir bölüme nakli istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; 1554 ada 294 parselde Mehmet'in payı üzerine konulan ipoteğin, adı geçenin paydaş olduğu bağımsız bir bölümdeki payı üzerine nakledilmesine dair verilen 28.12.1979 günlü hükmün Yargıtay'ca, duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, dosya ve içerisindeki bütün kâğıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar 1554 ada 294 parsel sayılı taşınmazlarında kat irtifakı tesis ederek 1.kata tekabül eden 102/498 payı davalıya satmışlar, arta kalan paya karşılık olan daireleri uhdelerinde bırakmışlardır. Bu arada ana taşınmazın 1/4 payının intifa hakkı Hayriye'ye ait olup adı geçeni herhangi bir isteğini karşılamak ve haleflerini zararlandırıcı eylemden korumak için davalı banka lehine kendi daireleri üzerine 350.000 liralık teminat ipoteği tesis etmişlerdir. Davacılar vekili, mevcut teminat ipoteği nedeniyle müvekkillerinin dairelerini satamadıklarını, bu yüzden zarar gördüklerini bildirerek davalı lehine olan ipoteğin bir daire üzerinde toplanmasını ve diğer dairelerin takyidden kurtarılması istemiştir.
Bugünkü ekonomik koşullar karşısında, bir veya iki dairenin değeri dava konusu ipoteğin bedelini karşılayabilir. Fakat davalılara ait daireler üzerinde ipotek kaydının bulunması, o dairelerin satışını engeller veya satış değerlerinin düşmesine neden olur. Bu durum ise, davacıları ekonomik bakımdan zarara uğratır. Kendilerinden ipotek sözleşmesi koşullarına aynen uymalarını ve zararlandırıcı sonuçlarına katlanmalarını istemek, hak ve nesafet kuralları ile bağdaşamaz. Bu bakımdan davanın dinlenilmesi doğrudur.
Ancak; tarafların delilleri toplanmadan, mahallinde keşif yapılarak hangi daire veya dairelerin teminat ipoteğini karşılayabilecekleri saptanmadan infazı kabil olmayacak biçimde yazılı olduğu üzere hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 1.400 lira duruşma vekâlet ücretinin davacılardan alınarak davalıya ödenmesine, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy