(2613 S. K. m. 26)
Dava: Davacı Hazine vekili tarafından, davalı Şefkat ve arkadaşları aleyhine 8.03.1978 gününde verilen dilekçe ile kadastro komisyon kararının iptali istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 6.05.1980 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı Hazine vekili tarafından istenilmekle dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: 2613 sayılı Kadastro ve Tapu Tahriri Kanununun 26. maddesi ile Tüzüğün 33. maddesinde belirtildiği üzere; kadastro komisyonlarınca hukuki ve hendesi durumu tespit edilen taşınmazların maliklerini gösterir cetvellerin ilanından sonra o şehir veya kasabada bulunmayan kimseler tarafından, komisyonların o yerdeki işi bitinceye kadar kadastro tahdidine itiraz edilmesi halinde komisyonlar, vaki itirazı inceleyip bir karara varmak mecburiyetindedir. Bu kararın ilgililerine tebliği tarihinden itibaren 15 gün içinde karar aleyhine mahkemeye başvurulabilir. Yapılan tahdidin tapu kütüğüne geçirilmiş olması, başka yerde ikamet edenler tarafından yapılan itirazın komisyonunca incelenmesine engel teşkil etmez ve bu yönden tahdidin kesinleşmiş olduğundan söz edilemez.
Olayda, kadastro tahdidine itiraz eden Şefkat, taşınmazın bulunduğu yerde oturmayıp, İzmir'de ikamet ettiğine ve kadastro komisyonunun Çeşme'deki işi henüz bitmeden tahdide itiraz ettiğine ve komisyonca yukarıda belirtilen nedenle yapılan inceleme sonunda itiraz kabul edilerek dava konusu taşınmazın Şefkat ve arkadaşlarının müşterek murisleri Bekir adına tahdidine karar verildiğine ve davacı hazine temsilcisinin, kararın tebliğinden itibaren işlemeye başlayan 15 günlük süre içinde mahkemeye işbu davayı açmış olduğuna göre, davayı 2613 sayılı Kanunda yazılı hükümler çerçevesinde bakılması gerekirken, davanın yazılı şekilde reddine karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır.
Kabule göre de; 5572 sayılı Kanunun 2. maddesi ile 2613 sayılı Kanunla kurulan kadastro mahkemeleri kaldırılarak bu mahkemelerde görülmesi gereken işlerin asliye hukuk mahkemelerinde bakılması öngörüldüğünden, peşin harç yatırılarak, genel hükümler uyarınca davaya bakılmaya devam edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi de isabetsizdir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 2613 sayılı Kanunun 38. maddesi uyarınca harç alınmasına yer olmadığına 22.12.1980 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy