(818 S. K. m. 386)
1 - Yunan Hükümeti'nin Türk Vatandaşlarını Yunanistan'da zarara uğratmış bulunan her çeşit tedbir ve muamelelerine karşılık olmak üzere, 1062 sayılı Kanunun 1. maddesine dayanılarak çıkarılan, Bakanlar Kurulunun 2.11.1964 tarih ve 6/3801 sayılı kararının 1. maddesi ile Yunan Uyruklu şahısların Türkiye'deki gayrimenkulleri üzerinde mülkiyete ve mülkiyetin gayrı ayni haklara ilişkin bilcümle temliki tasarruflarının durdurulması öngörülmüş ve 9. maddesi ile de bu hususun mahkemelerle sair adli ve idari merciler tarafından göz önünde bulundurulması ve bu kararname hükümlerine aykırı düşecek muameleler tesbit olunduğu takdirde derhal mahalli maliye dairesine bildirilmesi belirtilmiştir.
Tarafların tapuda yapamayacakları ferağ işlemini, kazai yoldan sağlayabilmek amacını güderek noterde satış vaadi sözleşmesi düzenletip dava açılması yoluna gittikleri ve taşınmazdaki hisselerini satış vaadinde bulunan kişilerin Yunan Uyruklu oldukları dosya münderecatından anlaşılmaktadır.
Bakanlar Kurulu, 1062 sayılı Kanunla verilen yetkiyi kullanarak Yunan uyruklu kişilerin Türkiye'deki gayrimenkulleri üzerindeki mülkiyet hakkının başkasına devir ve temlikini yasaklamış bulunduğuna göre davalı vekilinin davayı kabul ettiğini bildirmesinin hukukça bir değer taşımayacağı göz önünde tutularak davanın reddi gerekirken yazılı nedenlerle kabulüne karar verilmiş olması usul ve kanuna aykırıdır.
2 - Vekil aracılığı ile yapılan sözleşmelerde, sözleşmenin hukuki sonuçları temsil olunana geçer; temsil olunan için alacak ve borç doğar. Bu itibarla olayda, husumetin sözleşmeyi yapan vekile değil, adlarına satış vaadinde bulunulan gayrimenkul maliklerine yönetilmesi gerektiğinin düşünülmemesi de isabetsizdir.
Yukarıda belirtilen nedenlerle C. Başsavcılığı'nın temyiz itirazının kabulü ile hükmün HUMK. nun 427. maddesi uyarınca hukuki neticesine etkili olmamak üzere kanun yararına BOZULMASINA oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy