(743 S. K. m. 645) (766 S. K. m. 42) (2644 S. K. m. 31)
Dava: Davacı tarafından davalılar hasım gösterilmek suretiyle açılan tapudaki yüzölçümün düzeltilmesi davası sonunda mahkemece davanın kabulüne dair hüküm temyiz edilmeyerek kesinleşmiş ve hükmün HUMK.'nun 427. maddesi uyarınca kanun yararına bozulması Cumhuriyet Başsavcılığının 27.10.1983 gün ve Hukuk 66 sayılı yazısı ile istenilmiş olmakla dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: 23.5.1944 gün ve 3 numarada senetsizden tapuya bağlanan taşınmaz 6.6.1949 tarihinde ifraz görmüş, ifrazı gösterir kroki düzenlenmiş ve müfrez parçalardan (Şerken: Maradit'e giden şose, Şimalen: Enes oğlu Yusuf'a satılan müfrez tarla, Garben: Çoruh Çayı, Cenuben: Napaşvan Irmağı) ile çevrili 3.000 metrekarelik yer değişik tarihlerde el değiştirmiş ve sonunda 26/10/1979 tarih, 3 numarada davacının mülkiyetine geçmiştir. Davacı, bu taşınmazın gerçek yüzölçümünün tapuda yazılı olduğundan fazla bulunduğunu ileri sürerek tapudaki miktarın gerçeğe uygun biçimde düzeltilmesini istemiştir. Mahkemece 19.6.1982 gününde mahallinde keşif yapılmış, 1945 doğumlu bir bilirkişinin sözüne ve fen memurunun buna dayalı olarak yaptığı ölçüm ve krokiye göre taşınmazın yüzölçümünün 7350 metrekareye çıkarılmasına karar verilmiştir.
Medeni Kanun'un 645 ve 766 sayılı Tapulama Kanunu'nun genel hüküm niteliğindeki 42. maddesine göre taşınmaz plan ve haritaya bağlı ise, tapu kapsamının saptanmasında öncelikle bu plan ve harita gözönünde tutulur. Plan ve haritanın uygulanması olanaksız ise o zaman kayıtta yazılı sabit sınırlar esas alınarak tapu kapsamı belirtilir. Değişebilir ve genişletilmeye elverişli sınırlı tapu kayıtları ise miktarı ile geçerlidir. 2644 sayılı Tapu Kanunu'nun 5520 sayılı Kanunla değişik 31. maddesine göre de taşınmaz malların yüzölçümü tapuda yazılı miktardan fazla olduğu ve bu fazlalığın bitişik araziye elatmaktan ileri gelmediği ve sınırca da bir değişiklik olmadığı - taşınmaz başında yapılacak inceleme ile ve bitişik taşınmaz malikleri de dinlenmek suretiyle mahkemece anlaşılırsa tapudaki yüzölçümün düzeltilmesine karar verilir.
Olayımızda, mahkemece yukarda anılan kurallar doğrultusunda işlem yapılmadan dava kabul edilmiş ve düzeltmeye karar verilmiştir. Şöyle ki:
Mahalli bilirkişi 1945 doğumlu olup gerek tapunun ilk tesis tarihindeki, gerek ifraz sırasındaki sınırları bilebilecek yaşta değildir. Sınırlarda değişiklik olup olmadığı hususu esasen kendisinden sorulmadığı gibi sorulmuş olsaydı bile alınacak bilgi yeterli kabul edilemez.
Dosyadaki ifraz krokisinde ölçek yazılı olmadığından fen memuruna aslı incelettirilmemiş ve ifraz krokisinin mahalline uygulanma olanağı bulunup bulunmadığı konusunda mütalaa alınmamış, uygulanma olanağı varsa buna itibar gerektiği gözönünde tutulmamıştır.
Krokinin uygulanma olanağı bulunmadığı takdirde, tapuda yazılı sınırların arz üzerindeki durumu incelenmek gerekir. Kural olarak çay, ırmak, dere gibi sınırlar değişebilir niteliktedir. Tapunun tesis tarihinde bu sınırların nereden geçtiği, bu sınırlara doğru bir genişleme olup olmadığı mahalli ve uzman bilirkişilerle saptanabilir. Bu yolda da bir soruşturma ve inceleme yaptırılmamıştır.
Dava dilekçesinde kuzey sınırdaki taşınmazın davacıya babasından kaldığı ifade edilmiş ve bilirkişi de o taşınmazın o davacı elinde olduğunu bildirmişse de malik Yusuf dinlenmemiş, şayet ölmüşse davacıdan başka mirasçıları olup soruşturulmamış, varsa onlar da dinlenerek kuzeydeki taşınmaza elatma olup olmadığı saptanmamıştır.
Şu halde, hüküm yukarıda belirtilen Yasa hükümlerine aykırı olarak kurulmuş olduğundan kanun yararına bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle Cumhuriyet Başsavcılığının temyiz itirazı HUMK.'nun 427. maddesi uyarınca yerine görüldüğünden kabulü ile Borçka Asliye Hukuk Mahkemesinin yukarıda gün ve sayısı yazılı hükmünün hukuki sonuçları saklı kalmak kaydı ile BOZULMASINA, kararın bir örneğinin gereği için C. Başsavcılığına gönderilmesine oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy