(743 S. K. m. 887)
Dava ve Karar: Davacı tarafından, davalı aleyhine 13.5.1983 gününde verilen dilekçe ile yaylaya elatmanın önlenmesinin istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 5.6.1984 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kâğıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Yayla ve mer'a davalarında tahsis kararına dayanılmaması halinde kadim yararlanma hakkının varlığı ispat olunmak gerekir. Kadim sözcüğü başlangıcı bilinmeyen bir zamanı ifade eder. Her ne kadar dava dilekçesinde kadim yararlanma hakkından bahsedilmiş ise de dinlenen bilirkişi ve tanık anlatımlarına göre Rumların bu mahalli terkinden sonra taraf köylerin gelerek yayla evleri kurmağa başladıkları ve yuvarlak olarak 50 yıldan beri bu şekilde yararlandıkları anlaşılmaktadır. O halde kadim yararlanma söz konusu değildir. Mahkemenin kadim haktan bahsetmesi de bu itibarla doğru görülmemiştir. Ancak, belirtilen süreden beri taraf köylerin müştereken zilyetliklerini sürdürmelerine rağmen davalı köyün sonradan davacının yararlanmasına engel olması haksız bir davranıştır. Davacı köyün kendi zilyedliklerinin korunmasını isteme hakları vardır. Mahkemece haksız davranışın önlenmesi yolunda tesis edilen hüküm açıklanan nedenle ve sonucu itibariyle doğrudur.
Sonuç: Davalı köyün yerinde bulunmayan temyiz itirazının reddiyle sonucu bakımından doğru olan hükmün ONANMASINA, (...) oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy