(1086 S. K. m. 293/1)
Dava: Davacılar vekili tarafından, davalı Mehmet aleyhine 13.10.1986 ve 5.12. 1986 günlerinde verilen iki dilekçe ile inanç anlaşmasına dayanarak tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine, iki davanın birleştirilerek yapılan muhakeme sonunda; davanın reddine dair verilen 29.9.1988 günlü hükmün Yargıtay'ca, duruşmalı olarak incelenmesi davacılar Ali Osman ve Mustafa vekilleri Tutuş tarafından istenilmekle; dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek, gereği düşünüldü:
Karar: Taraflar arasındaki uyuşmazlık, inanç anlaşmasından kaynaklanmaktadır. Bu tür davalar her türlü delille ispatlanabilir. İş bu davanın değerinin yüksekliği bakımından iddianın yazılı delille ispatı düşünülebilinirse de, buna gerek yoktur. Zira davacılar ve davalı kardeştirler. HUMK.nun 293/1 . maddesi uyarınca olayın ispatı bakımından tanık dinlenmesi mümkündür. Nitekim, davacıların gösterdikleri tanıklar dinlenmiştir. Dinlenen tanıklarda, tarafların kardeş olup 446 ada 19 parsel sayılı taşınmazda mevcut dükkanda kiracı olarak durduklarını, sonradan bu yerin satılarak ortaklığın giderilmesine ilişkin ilama istinaden yapılan ihaleye kardeşler arasında vaki anlaşmaya binaen Mehmet'in iştirak ettiğini, ihalenin onun üzerinde kaldığını, taşınmazın da anılan kişi adına tescil olunduğunu, ihale bedelinin üç kardeş tarafından ödendiğini, eski binayı yıkarak bugünkü binayı müştereken yaptırdıklarını, zemin katta mevcut iki dükkandan birinde Mehmet'in ve diğerinde babaları Ahmet'in ticaretle uğraştıklarını birinci kattaki dairede Mustafa'nın ve ikinci kattaki dairede Mehmet'in oturduklarını bildirmişlerdir. Mahallen yapılan keşif sonunda uzman bilirkişi tarafından düzenlenen rapor ile tanık sözleri, binanın niteliğini ve kullanma durumunu belirtme bakımından birbirine uygundur. Tanıklar akrabalık ve iş bakımından tarafların yakını olup onların arasındaki ilişkiyi bilecek durumda olduklarına, Mehmet ile eser sözleşmesi düzenlemesine rağmen yüklenici inşaatın giderlerinin ve kendi ücretinin üç kardeş tarafından karşılanmak suretiyle mevcut binanın yapıldığını bildirdiğine, binanın yapılma şekli ve kullanma durumu tanık sözlerine uygun olarak saptandığına, zemin kattaki bir dükkanda ticaretle iştigal eden ve tarafların babası olan Ahmet iddiayı doğruladığına göre, mevcut deliller değerlendirilerek bir hüküm kurulması gerekirken davanın niteliğini, ispat şeklini tayinde ve delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek davanın reddi isabetli bulunmamıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekillerinin yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edenlere iadesine, 11. 000 lira duruşma vekalet ücretinin davalı Mehmet'den alınarak.davacılar Mustafa ve Ali Osman'a ödenmesine, 14.3.1989 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy