(818 S. K. m. 18, 22, 213)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 6.7.1983 gününde verilen dilekçe ile ferağa icbar suretiyle tescil istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın reddine dair verilen 13.11.1987 günlü hükmün Yargıtay'ca, incelenmesi ankara 3 nolu tasfiye kurulu vekilleri tarafından istenilmekle, dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, ferağa icbar suretiyle tescil istemine ilişkindir. Davaya dayanak yapılan ve Ankara 18. Noterliğine 24.11.1981 gün 30478 yevmiye numara ile düzenlenen sözleşme ile Mustafa İbrahimoğlu, Düzce İlçesi Kültür Mahallesi İstanbul Caddesi'nde kain ve tapunun 40 ada 38 parsel sayısında kayıtlı taşınmazını 50 milyon lira karşılığında Yakup Atay'a satış vaadinde bulunmuş, satış bedelini peşin aldığını ve almayı vaadedenin üç ay içerisinde vaki talebi üzerine bir hafta zarfında ferağ takririni vereceğini bildirmiştir. Öte yandan alıcı Yakup Atay, sözleşmenin düzenlendiği sırada "Banker Başak" namiyle bankerlik yapmaktadır. Ankara 20. Noterliği'nce 20.8.1982 gün ve 24222 sayı ile tasdik edilen "Banker Başak"a ait 24.11.1981 günlü belgeye nazaran vade tarihi 24.03.1982 günü olmak üzere Mustafa İbrahimoğlu muhtelif çeklerden dolayı banker Yakup Atay'a borçludur. Bu arada dava konusu 40 ada 38 parsel sayılı taşınmazın vasfı "altında dört dükkanı olan kargir ev ve on bir ahşap dükkan ve bahçesi" olarak yazılı ise de, bu yerde altında pasaj ve dükkanları havi otelin mevcut ve 24.11.1981 günü itibariyle 517.782.400 lira değerinde olduğu anlaşılmıştır. Açıkça izah olunduğu veçhile Mustafa İbrahimoğlu'nun 24.11.1981 günü, Yakup Atay'a altında pasaj ve dükkanları havi olan otelin satışından dolayı elli milyon lira parası olduğu halde aynı şahsa ait "Banker Başak" firmasından 30 milyon lira borç para alması hayatın olağan akışına ters düşmesi aynı gün düzenlenen satış vaadi ve karz sözleşmelerine ilişkin her iki belgede ferağ takriri ve borç vade günlerinin aynı tarihlere rastlaması, satışı vaadedilen taşınmazın tapuda yazılı ve bildirilen nitelikleri ile gerçek niteliğinin değişik olması, bu taşınmazın satış bedeli ile rayiç değeri arasında açık fark bulunması, icra takiplerine dayanak teşkil eden muhtelif çeklerin mevcudiyeti karşısında satış vaadi sözleşmesinin aslında borç alınan paranın teminatı olmak üzere düzenlendiğine değinen savunmanın doğru olduğunu göstermektedir.
Bu itibarla, ortada hukuken geçerli bir satış vaadi sözleşmesi olmadığından, ferağa icbar suretiyle tescil isteğinin dinlenme olanağı yoktur ve bu nedenle davanın reddi doğrudur.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün (ONANMASINA), 12.4.1988 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy