(1086 S. K. m. 445)
Dava: Taraflar arasındaki yargılamanın iadesi davasından dolayı mahal mahkemesinden verilen hükmün, Dairemizin 3.10.1988 gün ve 1987/4216-1988/6181 sayılı ilamıyla onanmasına karar verilmişti. Süresi içinde davacı vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla; dosya içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek, gereği düşünüldü:
Karar: Yerel mahkeme kararının onanmasının nedenleri ve gerekçesi Dairemiz ilamında ayrıntısı ile belirtilmiştir.
Gerçi, dosyaya fotokopi olarak ibraz edilen 10.12.1979 günlü azilnamede sadece vekillerden Nuran'ın gösterildiğinden ve Nebahat'ın yazılı bulunmadığından, bu durumda vekillerin yetkilerine dayanarak tevkil ettikleri avukatın vekalet görevinin devam edeceğinden söz edilmişse de, bunun okunabilme yetersizliğinden kaynaklandığı anlaşılmıştır. Bu defa ibraz edilen okunaklı azilname örneğinden Nebahat'ın da azle uğradığı açıklığa kavuşmuştur.
Ne var ki, açıklanan durum genede sonuca etkili görülmemiştir. Şöyleki, esas davada davalı olarak yargılamanın iadesini isteyen Fatma'yı temsil eden avukat Oğuz, tevkile yetkili olan kişilerin verdiği vekaletname üzerine vekalet görevini üstlenmiştir. Bu avukatın azledilmediği ilk oturumda açıkça bildirilmiştir. Şu haliyle esas hakkındaki davadan vekil olmayan kimse huzuru ile görülüp hüküm verildiğinin kabulüne ve HUMK.nun 445/8. maddesi hükmünün uygulanmasına olanak bulunmamıştır.
Dava sırasında ibraz olunmayan delil ve belgelerin gerek temyiz ve gerekse karar düzeltme aşamasında re'sen gözetilecek bir durum bulunmadıkça nazara alınamayacağı usuldendir. Bu defa avukatın görevini kötüye kullandığından hüküm giydiğine dair Kadıköy İkinci Ağır Ceza Mahkemesi'nin 1.10.1986 günlü bir ilamı ibraz edilmişse de eldeki dava ile ilgili olmayıp iştirak halindeki mülkiyetin, müşterek mülkiyete dönüştürülmesi davasına ilişkindir. Kaldı ki, görev ve yetkisi hukuken devam eden bir vekilin mahkemedeki kabul beyanı bağlayıcı olup müvekkili aleyhine sonuç meydana gelmişse ona karşı sorumlu olur. Davanın kabulünden yararlanan kişinin hakkı ortadan kalkmaz. Hükmün kesin sonuçları meydana gelir. (HUMK.95/1).
Esas hakkındaki davada dayanılan 3 Mayıs 1974 günlü satış vaadi sözleşmesi doğrudan yargılamanın iadesini isteyenle alıcı arasında yapılmıştır. Daha önce de değinildiği gibi Fatma yerine bir başkasına tebligat yapıldığına dair dosyasında bir belge bulunmamaktadır. Şu haliyle asilin bilgisi dışında ve dava niteliğinden haberdar olunmadan temsilde bulunulduğuna dair olan savında kabul yeri görülememiştir. Tescil davasındaki davalıların paylarının sonradan davaya davaya müdahil olarak katılan kişilere temlik edildiği de gözetilirse asilin bilgisi dışında ve dava niteliğinden haberdar olunmadığından dair iddia bir kez daha dayanaksız hale gelir.
Sonuç: Yukarıda gösterilen nedenlerle kabule şayan görülmeyen ve HUMK.nun 440. maddesindeki hallerden herhangi birisine de uygun düşmeyen karar düzeltme isteğinin (REDDİNE), aynı Kanunun 442. maddesi gereğince takdiren 1500 lira para cezası ile tarifeye göre 5000 lira red harcının düzeltme isteyenden alınmasına, 20.12.1988 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy