(818 S. K. m. 1, 11, 18, 213)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 17.9.1990 gününde verilen dilekçe ile gayrimenkul satış vaadi sözleşmesine dayalı olarak tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 14.9.1992 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, satış vaadi sözleşmesine dayanarak tescil istemiş, davalı sözleşmenin borcun teminatı olarak düzenlendiğini, aslında ortada bir satış vaadi sözleşmesinin bulunmadığından davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Gerçekten taraflar 4.7.1989 tarih ve 1454 sayılı satış vaadi sözleşmesini yaptıktan sonra aynı gün yine noterde bir sonraki 1455 sayılı düzenleme şeklinde borç sözleşmesi akdetmişler ve bunda satış vaadi sözleşmesine atıfta bulunarak sadece borçlunun borcunu ödemesi halinde alacaklı, alıcının satış vaadi sözleşmesindeki haklarını ileri süremeyeceği yani tescil isteyemeyeceğini hükme bağlamışlardır. Açıklanan durum gözönünde tutulduğunda taraflar arasında geçerli bir satış vaadi sözleşmesi bulunduğundan söz etmeye olanak bulunmamaktadır. Sözleşmenin, borcun teminatı olarak yapıldığı açıktır. Bu nedenlerle, davanın reddine karar vermek gerekirken yazılı şekilde ve satış vaadi sözleşmesinin borç sözleşmesine karşı teminat niteliğinde yapıldığını gösterir delil elde edilemediği gerekçesi ile davanın kabulü doğru değildir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 04.10.1993 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy