(818 S. K. m. 1, 11, 18, 213)
Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 23.5.1995 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 19.9.1995 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle; süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek, gereği düşünüldü:
Nizalı taşınmazın 20.8.1969 tarihinde, 2613 sayılı Yasa uyarınca tespiti yapıldığı, sonra askı ilanlarına çıkarıldığı, 9.6.1970 ve 20.9.1971 tarihlerinde ek kararlar verildiği görülmüştür. Taşınmazın 2/6 payını Ali İhsan adına komisyonca tespit ve tahdidinin yapıldığı, yalnız davalı bulunması sebebiyle malik hanesinin açık bırakıldığı, o davanın açılmamış sayılmasına karar verilince 2/6 payın Ali İhsan adına tespitinin kesinleştiği belirlenmiştir. İşte Ali İhsan, kadastro tespitinden sonra 4.6.1975 tarihinde noterden karşılıklı olarak bu payını davacıya sattığına, fiilen de teslim ettiğine göre, bu senedin üzerinde "Düzenleme zilyetlik devir senedi" sözlerinin yazılması senedin içeriğinin değerlendirilmesinde, satışın payla ilgili olduğu ortaya çıktığından zilyetliğin devri sözü mücerret satışa dair belge olma niteliğini bozmaz. Noterde yapılan bu sözleşme resmi şekilde düzenlenmesi, taraf imzaları taşıması, bedeli göstermesi, teslimi açıklaması bakımından geçerli ve tarafları bağlayan bir belge olarak kabulü gerekeceğinden, davanın bu sebeplerle reddi doğru görülmediğinden hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle usul ve yasaya aykırı hükmün BOZULMASINA, istek halinde temyiz harcının yatırana iadesine, 21.3.1996 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy