(743 S. K. m. 618)
Dava ve Karar: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 8.3.1995 gününde verilen dilekçe ile zilyetliğe dayalı elatmanın önlenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 14.11.1995 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle; süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek, gereği düşünüldü:
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi Kararı:
Davalı, Süleyman isimli bir kişi ile karıkoca gibi birlikte yaşarken, vermiş bulunduğu para ile Süleyman'ın nizalı yeri kendi adına satın aldığını, üzerine ev yaptırarak oturduğunu, sonradan Süleyman'ın bu taşınmazı senetle kız kardeşine, kız kardeşinin de davacıya gene senetle sattığını, senetlerde teslim edildiğine dair sözlerde var ise de fiilen bir teslimin vuku bulmadığını, kendisinin evvel ahir burada oturduğunu savunarak, davacının zilyetliğine dayanılan elatmanın önlenmesine dair davasının reddini istemiştir.
Süleyman, nizalı taşınmazı alıp karı koca gibi yaşadığı davalıya taşın-mazı teslim ettiğine göre, artık taşınmazın fiilen oturan Güler'e ait olduğunun kabulü gerekir. Bunun davalı tarafından tekrar Süleyman'a iade edilmesine dair dosyada bir belge bulunmamaktadır. Fiilen oturan da davalıdır. Davacı satın aldığı yeri fiilen elde edememiştir. Davalının dışında düzenlenen senetlerle davacı satın aldığı yerin kendisine teslim edildiğine dair bir fiili olguya dayanamamış, bu sebeple bunlar gözetilmeden müdahalenin menine karar verilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda yazılı sebeplerle temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy