(818 S. K. m. 18, 213)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 25.11.1993 gününde verilen dilekçe ile satış vaadine dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 21.11.1995 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, satış vaadi sözleşmesi uyarınca taşınmazın cebri tescili isteminden ibarettir. Tapu maliki Kerem vekili O. vasıtasıyla 08.06.1992 tarihinde taşınmazını S. Kütük'e geçerli bir satış vaadi sözleşmesi ile satıp taşınmazı alıcıya teslim eder. Ne var ki vekil O. aynı vekaletname ile bu kez kardeşi S.'a satış vaadinden sonra tapudan bu gayrimenkulü ferağ etmiştir. İfadesinde taşınmazını S. Kütük'e satıp parasını ondan aldığı O.'ın S.'a satışını bilmediğini ve esas hakkın özünün davacı S.'e satış olduğunu kendisinin de O.'a 2. bir satış için talimat vermediğini söylemiştir. Davacı vekil O.'ın kardeşi ile muvazaalı olarak kendisine el ve işbirliği ile yapılan satışı boşa çıkartmak amacıyla satıldığını iddia etmesi karşısında davalıların tapudan alınan ferağın gerçek olduğunu savunmaları ve bu savunmalarını ispat etmeleri gerekir. Oysaki tebligata rağmen bu kişiler davaya iştirak etmemişlerdir. Vekil O.'ın tapudan satışı Kerem'in vaki beyanı ve şu dava karşısında hal ve şartlara, hayatın olağan akışına göre muvazaalıdır. Bunun aksi de ispat edilmediğinden davanın reddine karar verilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda yazılı sebeplerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının yatırana iadesine, 19.04.1996 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy