(743 S. K. m. 650)
Dava: Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 29.8.1994 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın kabulüne dair verilen 29.1.1996 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davalı Hazine vekili, duruşmasız incelenmeside davacılar vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 5.11.1996 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden Hazine vekili geldi. Karşı Taraf vekili gelmedi. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra Hazine vekilinin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: 313 sayılı parsel üzerine 44 adet villa yapılır. Bu parsel üzerine villalar inşa edilirken sınır tecavüzleri yapılarak bitişikteki Hazine arazisine taşkın şekilde bina vücuda getirilir. Sonunda, İmar uygulaması yapılır ve 44 adet müstakil parsel de Hazine arazisine tecavüzlü kısımlardan dolayı Hazine ile malik İmar Kanunu'nun 18. maddesi uyarınca hissedar kılınarak işlem yapılınca bina sahipleri Medeni Kanunun 650. maddesi uyarınca bina bedelinin arsa bedelinden ve dolayısıyla Hazine'ye tefrik edilen pay bedelinden fazla olduğunu iddiayla bu davayı açtıkları anlaşılmıştır. Mahkeme davayı kabul etmiş hükmü taraf vekilleri temyize getirmişlerdir.
İmar Kanununun 18. maddesinin 9. fıkrasına göre düzenleme sırasında plan ve mevzuata göre muhafazasında mahzur bulunmayan bir yapı ancak bir imar parseli içinde bırakılabilir. Tamamının veya bir kısmına plan ve mevzuat hükümlerine göre muhafazası mümkün görülemiyen yapılar ise birden fazla imar parseline de rastlayabilir. Hisseli bir veya bir kaç parsel üzerinde kalan yapıların bedelleri ilgili parsel sahiplerince yapı sahibine ödenmedikçe ve aralarında başka bir anlaşma temin edilmedikçe veya şuyuu giderilmedikçe bu yapıların eski sahipleri tarafından kullanılmasına devam olunur. Davacı, imar uygulaması sonunda Hazine ile parselde hisseli kılınmıştır. Muhdesat davacıya ait bulunmaktadır. Davacı Hazine hissesini mülk edinmek istemektedir. Bu imkana ortaklığın giderilmesi davası ile ulaşabilir. Medeni Kanunun 650. maddesinin olayda uygulama olanağı bulunmamaktadır. Mahkemenin bunları gözetmeden davanın kabulüne karar vermesi doğru görülmediğinden hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle her iki taraf vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, kendisini duruşmada vekille temsil ettiren Hazine yararına hükmedilen 750.000 TL.duruşma vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalı Hazineye ödenmesine, 5.11.1996 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy